KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

2011 Yılında Yapılan Toplantılar

 “Türkiye’nin Enerji Gündemi” konulu geleneksel toplantısı 29 Kasım 2011 Salı akşamı Sheraton Hotel’de yapıldı. Toplantının onur konuğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız oldu.
160’ın Geleneksel Toplantı Aydıner İnşaat A.Ş ev sahipliğinde gerçekleşti. Toplantıda kürsüde Aydıner İnşaat A.Ş.’ti temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Aydıner bulundu.
İNTES Başkanı M. Şükrü Koçoğlu, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de su, rüzgar ve güneş gibi yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının henüz yeteri kadar değerlendirilemediğini, Türkiye'de özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının çok önemli olduğunu söyledi.

Koçoğlu “Enerji yatırımlarında oluşan bürokrasi, bizim için ağır bir yüktür”dedi.

Koçoğlu şöyle konuştu:

“Enerji, hem ülkemiz, hem de tüm dünya için, önemini ve güncelliğini yitirmeyen bir konudur. Enerjiye çok sayıda nedenle önem atfetmek mümkündür. Enerji, uygarlığın temelidir.  Enerji kalkınmadır. Hayat kalitesidir. Enerji, güven demektir. Isınmadan, aydınlanmaya, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamayı sağlayacak araçların itici gücünü enerji oluşturmaktadır. Cari açığın ilacı yine enerji yatırımlarıdır. Bu sayede enerjide dış bağımlılığımız azalacaktır. Ülkemiz bugün dünyada bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemektedir.  Türkiye Cumhuriyeti 100’üncü yaşına giden yolda kendine çok büyük hedefler koymuştur. 

Ülkemiz 2023 yılına kadar, dünyanın en büyük 10 ekonomisine girecektir. Kışı başına geliri 25 bin dolara çıkacaktır. 500 milyar dolar yıllık ihracat yapacaktır. 100 milyar dolar yurt dışı müteahhitlik hizmetleri gerçekleştirecektir.  Bu hedeflerin ve büyüme öngörüsünün gerçekleşebilmesi enerji arz güvenliğinin sağlanması ile doğrudan ilgilidir. Ülkemizde su, rüzgâr ve güneş gibi, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımız, henüz gerektiği kadar değerlendirilememektedir. Petrol ve doğal gaz gibi birincil enerji kaynakları açısından, yaklaşık % 75 oranında dışa bağımlıyız.  Bu gerçekle yaşarken, bunu lehimize çevirmenin yol ve yöntemlerini de bulmak zorundayız. Ülkemizde, enerji konusunun, her yönüyle iyi anlaşılması, ekonomik ve sosyal kalkınmamız için büyük önem taşımaktadır. Zira doğal kaynakların rezervleri sınırsız değildir. Suyun, petrolün, doğalgazın, hatta güneşin bile artık en verimli şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.”

Koçoğlu, cari açığın ilacının da yine yerli ve yenilenebilir enerji yatırımları olduğunu vurguladı.
Enerji talebinin karşılanmasında tüm dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verdiğini kaydeden  Koçoğlu, petrol, gaz, kömür gibi karbon salan ve dünyayı kirleten yakıtlara dur demek için çevre dostu HES'lere yönelmek ve teknoloji üretmek gerektiğini söyledi.

Koçoğlu, sözlerini şöyle aktardı: “Bugüne göre; 2020 yılında enerji talebi % 65, 2050 yılında enerji talebi ise % 250 artacaktır.  Öte yandan enerji üretiminde fosil yakıtların ağırlıklarının aynen devam edeceği düşünülmektedir.  Enerji talebinin karşılanmasında tüm dünyada hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, dalga, gel-git, biyoenerji gibi yenilenebilir enerji kaynakları öncelik almaktadır. Suyun, tarımda kıymetini bilecek, enerjiye dönüşümünü sağlayacak yatırımların,  yanı sıra enerji tüketen sulama sistemlerinin yeniden düzenlenmesi de yeni enerji yatırımları kadar önemlidir.

Son 5 yılda enerji konusunun önemine yapılan vurgu özel sektör yatırımları ile daha belirgin hale gelmiştir.  Bu konuda özel sektör olarak önemli bir rol üstlendiğimiz açıktır. Enerji sektörü yatırımlarımız 50 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yatırımlarla 1500’e yakın proje ve 70 milyar kwh’lik bir enerji hedeflenmektedir.  Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapılan araştırmaya göre 2020 yılına kadar yaklaşık 40.000 mv’lık bir yatırım yapmamız gerekmektedir. Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak amacı ile yerli üretime ağırlık vermemiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimini artırmamız gerekiyor. Türkiye’nin en büyük birincil yenilenebilir enerji kaynağı hidroliktir.  Bizim temel kaynağımız olan hidrolik kapasiteyi en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.”

Türkiye’de  teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyeli 150-160 milyar kwh olduğunu,  2010 yılı itibari ile yılda yaklaşık 53 milyar kwh hidroelektrik enerji üretim potansiyelinin devreye alındığını kaydeden Koçoğlu, şöyle devam etti:

“Bu değerler, potansiyelimizin yaklaşık yüzde 35’tir.  Oysa devam eden HES projeleri tamamlandığında yılda 80 milyar kwh’lık elektrik üretimi sağlanacaktır.  Böylece potansiyelimizin kullanımı yüzde 50’ye çıkacaktır. Hidrolik enerjiyi;  çevre olgusu ( gelecek nesillerimiz adına ) ve  stratejik olarak, sonuna kadar savunmamız gerekiyor. Öncelikle; mevcut santrallerin rehabilitasyonu, yeni yatırımlarda üretime geçişin hızlandırılması,  yap-işlet-devret projeleri sorunlarının giderilerek zamanında işletmeye alınması zorunludur.  Bakanlığınızın 2020 yılına kadar nükleer enerjide  % 5 paya , yenilenebilir enerjinin ise (büyük hidrolikler dahil) 2023 yılında % 30 paya ulaşmasını hedeflediği bilinmektedir. Bu hedeflere ulaşmak için, orta ve uzun vadede inşasına başlanmış ve lisans almış santrallerin belirlenen tarihlerde devreye alınması büyük önem arz etmektedir.

Bizim tarafımızdan bakıldığında inşaat sektörünün gündeminde önceliği “su ve enerji” yatırımları almaktadır. son dönemdeki gelişmeler olumlu, ümit verici ve cesaretlendiricidir. Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki enerji yatırımlarında oluşan bürokrasi, bizim için ağır bir yüktür.  Diğer yandan da sular akıp gitmektedir.  Artık slogan “su akar Türkler baraj yaparlar” şeklinde olmalıdır. Yüksek bilgileriniz dahilinde olduğu üzere, İNTES üyelerinin katılımı ile bir Enerji Raporu hazırlanmış, sizin dikkatinize arz edilmiştir.

Sizin, Orman ve Su İşleri Bakanımız Prof. Dr. Sayın Veysel Eroğlu’nun, DSİ  Genel Müdürü Sayın Akif Özkaldı’nın,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üst düzey bürokratlarının  katılımı ile düzenlediğimiz “hidroelektrik santral projelerindeki  problemler ve çözüm önerileri platformu”nda bu sorunları tüm boyutlarıyla masaya yatırdık.  Burada verdiğiniz desteğe de teşekkür ediyorum. Toplantılar önerilerinizle her altı ayda bir yapılacaktır.  Platform kurma çalışmaları ise başlamıştır.  Bizler, yatırımcılar olarak çevre dostu olduğunu söyleyen çevrelerden daha çok çevreye duyarlı iş adamlarıyız. HES yatırımlarının Türkiye’nin enerji sorunlarının aşılmasındaki önemini her fırsatta vurgulamayı da görev biliyoruz.  Ancak sosyal (çevre) hassasiyet adı altındaki idari yargı durdurma kararları ciddi sıkıntılara neden olmaktadır.  Bu ise yatırımcıların şevkini kırmaktadır.  Yaşadığımız tüm olumsuzluklara ve engellere rağmen, özel sektör enerji yatırımcıları geri adım atmayacaktır.  Başlamış HES projelerinin tamamlanması ve ekonomiye kazandırılması bizim ülkemizde namus borcumuzdur.  Hiç kuşku yok ki, sayın bakanlarımız da, özel sektörün bu kararlı duruşuna en etkili biçimde destek vereceklerdir. Buna yürekten inanıyorum.”

Petrol, gaz, kömür gibi karbon salan ve dünyayı kirleten yakıtlara dur demek kaçınılmaz olduğunu anlatan Koçoğlu, “  Karbon devrini kapatmalı, çevre dostu HES’lere yönelmeliyiz.  Artık teknoloji üretmek zorundayız.” dedi.

Nükleer santrale çok sempatik bakmadığını ve Türkiye'de yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları yeterli olsa nükleer santral istemeyeceğini kaydeden İNTES Başkanı Koçoğlu, ''Ama yok işte, hidrolik potansiyelimiz tüketimimizin ancak yüzde 30'unu karşılıyor. Hem fosil yakıtlardan kaçmak hem dünya hem de gelecek için başka alternatif kalmıyor'' diye konuştu.

Yatırımlarla ilgili yaşanan sorunları dile getiren Koçoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Öncelikle tüm bu sorunların iyi niyetli ve gayretli çalışmalarınız ile çözüme kavuşacağına inanıyoruz. Sizin konuları hemen çözme kararlılığınız ve takipçiliğinizi bilen sektör mensuplarının ümitleri her geçen gün artıyor.  Sektör adına İNTES olarak tüm gayretlerimizle çözüme katkı sağlayacağımızı belirtiyorum. Enerji arz güvenliğinin sağlanması, sürdürülmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve doğalgaza olan yüksek bağımlılığın makul seviyeye düşürülmesi ortak hedefimizdir. Yatırımcıya düşen tüm bu yatırımları hızlı ve fizibl tamamlamaktır. Halkımıza düşen ise evdeki tasarruftan sanayideki en verimli üretime kadar enerjiyi sevmeyi öğrenmektir. Bazıları enerjiyi elde etmek için bazıları ise korumak için çabalayacaklardır. Su ve enerjiye severek sahip çıkmamız gerekiyor.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız:''(Enerji) Verimli kullanımla barışmak zorundayız, enerji verimliliği
konusunda yakında bir dizi kampanyaya başlayacağız''

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Türkiye’nin Enerji Gündemi” konulu geleneksel toplantıda yaptığı konuşmada, enerji verimliliğinin bir kültür olduğunu, fakat Türk halkının bu kültüre çok yakın olmadığını belirterek, ''Verimli kullanımla barışmak zorundayız. Enerji verimliliği konusunda yakında bir dizi kampanyaya başlayacağız'' dedi.
Bakan Yıldız, katılımcılara enerji sektöründeki gelişmeleri anlattı. Enerji gündemi denildiği zaman siyasetten arındırılamayacak kadar uluslararası ilişkilere esas olan konuların akla geldiğini ifade eden Yıldız, zaman zaman enerji kaynaklarının savaş gerekçesi bile olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ise enerjiyi her zaman bir barış gerekçesi olarak gördüğünü kaydeden Bakan Yıldız, ''Şu anda siyaseten sıkıntı bile duyuyor olsak da komşu ülkelerimizde bunu insani bir kalem olarak ele aldık. Tabii ki bu nezaketin çok fazla zorlanmaması lazım geldiğini de bütün ülkeler bilmelidir'' dedi.
Türkiye'de gerek yer altı, gerekse yerüstü bütün enerji kaynaklarının devletin ve milletin olduğunu kaydeden Yıldız, siyasete yük olmayan bir enerji sektörü oluşturmak için özel sektör eliyle büyümeye karar verdiklerini ve bu nedenle kamudaki bu kaynakları da adil bir şekilde özel sektörün hizmetine sunduklarını söyledi. Yıldız, bu çerçevede 2002 yılında yüzde 34'ler düzeyinde bulunan özel sektörün enerji üretimindeki payının, şu anda yüzde 53'ler seviyesine çıktığını, kısa-orta vadede hedefin ise bu oranı yüzde 75'lere çıkarmak olduğunu bildirdi.

Birincil enerji kaynaklarında ithalatı azaltabilmek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) arama faaliyetlerini büyük oranlarda artırdıklarını da anlatan Yıldız, ''TPAO inandığı ve ümit ettiği için Karadeniz, Akdeniz ve bütün toprak parçalarımızda aramalarını devam ettiriyor. Varsa da biz bunu buluruz artık diye düşünüyoruz'' dedi.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ İÇİN KAMPANYA
Türkiye'nin enerji verimliliği konusunda kat edeceği çok yol bulunduğunu ifade eden Yıldız, ''Verimlilik bir kültür, ama bu kültüre çok yakın olmadığımızı söylemek istiyorum. Verimli kullanımla barışmak zorundayız'' dedi. Bakan Yıldız, enerji verimliliği konusunda yeni bir dizi kampanyaya başlayacaklarını belirterek, ''Evlerdeki verimlilikten sanayiye kadar bir dizi kampanya başlatacağız'' diye konuştu.

TÜM PROJELER DEĞERLENDİRİLECEK
Türkiye'nin enerji konusunda doğudan batıya, kuzeyden güneye olabilecek bütün projeleri değerlendirdiğini kaydeden Yıldız, bölgede birçok projenin konuşulduğunu, fakat Şahdeniz 2'nin şu anda imzalanan tek somut anlaşma olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile geliştireceği projeler olduğunu, Türkmenistan, Azerbaycan ile geliştireceği projeler bulunduğunu, siyasi iklimi uygun olmak koşuluyla İran, Irak ve diğer ülkelerle geliştireceği projeler bulunduğunu ifade eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, şöyle konuştu:
''Bugün ekonomiler globalleşmekte ama politikalar ulusallaşmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin yararına hangi projeyi görüyorsak onun üzerine çalışmamız lazım. Siyasetin enerji sektörü üzerinde bir kısım olumsuzlukları özellikle bölge üzerinde en son geldiğimiz gelişmeler gösteriyor. Arap baharıyla beraber siyasetin enerji sektöründeki yükü artmıştır. Ticaretin getirebileceği bir kısım olumsuzluklardan Türkiye ve bölgemiz mutlaka arındırılmak zorundadır.''

KÖMÜR KAYNAKLARI KULLANILACAK

Dünyanın uzun zamandan beri kirlendiğini, fakat özellikle sanayileşmesini tamamlamış ülkelerin dünyayı temizlemekte o kadar da gayretli görünmediklerini söyleyen Yıldız, ''Burada Türkiye safdillilik yapmamalıdır. Türkiye'nin kalkınmasını durdurmayacak bir yapı içerisinde olunmalıdır'' dedi.
Bugün dünyada bazı ülkelerin kömürle ilgili çalışmalarını tamamladığını, fakat Türkiye'nin tamamlamadığını kaydeden Bakan Yıldız, çevreyi de dikkate alarak Türkiye'nin bütün kömür kaynaklarını kullanmak niyetinde olduğunu vurguladı.
Konuşmaların ardından İNTES Başkanı Koçoğlu, gecenin anısına, adına 50 fidan dikildiğini gösteren sertifikayı Bakan Yıldız'a takdim etti.

Koçoğlu, yemeğe ev sahipliği yapan Aydıner İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydıner ile Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Aydıner’e teşekkür etti.



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH