KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

DÜNYAYI İNŞA EDENLER ZİRVESİ. I

 

28 Mayıs 2008 tarihinde inşa Edeler Zirvesi İNTES-Dünya Gazetesi işbirliği ile düzenlendi. İnşa edenler kitabının tanıtım kokteyli amacı ile düzenlenen zirvede sektörün önde gelen temsilcileri ve duayenleri konuşmacı olarak katıldı. Her bir isim kendi uzmanlık alanında deneyimlerini ve sektörün geleceğini değerlendirdi.

İşte konuşmacılarımızın kendi sözlerinden görüşleri:
 

 M.ŞÜKRÜ KOÇOĞLU: İNTES BAŞKANI

Ekonomi basınımızın lider kuruluşu Dünya ve İNTES’in birlikte düzenledikleri İNŞA EDENLER ZİRVESİ’nin geleceğe güzel tuğlalar koyacağına inanıyoruz.

Bu platforma katkı sağlayan ve sektörün her zaman önünde yürüyerek bizi cesaretlendiren Sayın Kürşad Tüzmen’e, sektörün önemine inanan Bayındırlık ve İskân Bakanımız Sayın Faruk Nafız Özak’a, buna vesile olan başta Sayın Didem Demirkent, Sayın Osman Arolat, Sayın Ferit Parlak olmak üzere destek veren tüm çalışanlara teşekkür ediyorum.

Cumhuriyetimizin kuruluşu ile atağa başlayan sektör artık inşaat sanayine dönmüştür. Ülkemizde Edirne’den Kars’a, Samsun’dan Hatay’a dört bir yanda eserler inşa edilmektedir. Bir yandan anayurdumuz demiryolları ile örülmektedir. 68 ülkede konutlar, gökdelenler, otoyollar, sanayi tesisleri, boru hatları vb. önemli işler yaparak başarılara imza atılmıştır.

Bir yandan eserler inşa ederken, diğer yandan ülkemizin ihracat koridorunu açık tutmakla görevlendirildiğimizin bilincindeyiz. Gelişmeler idaresiyle, devletiyle, işçisi ve işvereniyle kocaman bir aile olduğumuzu ortaya çıkarmıştır.

Mesleki eğitim çabamız ve çalışmalarımız şekillenmiş, eğitimli işçilerimizle, sıfır iş kazası ile projelere tamamlamak ütopik olmaktan çıkmıştır. Sahadaki mühendislerimiz kendilerini kontrol eden uluslar arası müşavirlik firmalarının ciddiye almak zorunda kaldıkları öneme sahip iş üretmektedir.

Kötü uygulamaları başarılı olanlarla kıyaslamak, kötüye ceza, başarıya ödül vermek en önemli teşviktir. 20 milyar dolar yıllık, 100 milyar dolar genel yurt dışı iş hacmimiz, 2007 yılında 1 milyon 224 bin istihdam yaratan ve 50 milyar YTL Gayri Safi Milli Hasıla hacmi ile yatırıma susamış ülkemiz, iş/aş üretimimiz sektöre gereken önemi vermeyi gerektirmektedir.

Bir zamanlar unvanımızı kullanmazken şimdi tüm dünyada inşaat sanayi olarak tanınmak elbette gurur vermektedir.

Hedeflerimiz büyüktür. İmar isteyen daha nice ülkeler var. Daha ülkemizde de çok işimiz var. Her sabah yeniden ümitle, heyecanla uyanmak için çok sebebimiz var.
 

OSMAN AROLAT: DÜNYA GAZETESİ BAŞYAZARI
 

İnşaat sektörü bir çok sektörü beraberinde hareketlendiren, ivmelendiren bir sektördür. Bu nedenle, ekonominin önemli motorlarından birini oluşturur. Gayrisafi Milli Hâsılaya direkt ve endirekt katkısı yüzde 33’ler seviyesindedir. 2007 yılındaki doğrudan payı, 1998 fiyatlarıyla yüzde 6,3’ler düzeyinde olmuştur. Emek yoğun olan inşaat sektöründe 2008 Şubat verilerine göre 943 bin kişi istihdam edilmiştir. Toplam istihdam içinde sektörün payı yüzde 4,7’lerdedir. Bu, 2007 yılına göre bir gerileme olduğu anlamına gelir. 2007 yılı istihdamı 1 milyon 224 bin ve istihdama katkısı da yüzde 5,6 oranında bir noktaya gelmiştir.

2000’li yılların başında bir durgunluğa giren sektör, son yıllarda yılda yüzde 20’lere varan bir büyüme göstermesine karşın, 2007 yılının son çeyreğinde bir gerilemeye uğradı. Bu, yıllık büyümesinin yüzde 5’lerde kalmasına neden oldu.

Son yıllarda kamu yatırımlarında bir daralma gözlendi.  2008 yılında kamu yatırımlarında bütçeden 12 milyar YTL pay ayrıldı ve yüzde 6’lar seviyesinde kaldı. Bu da sektörün potansiyelini tam kullanamamasına ve belli büyüklüğe ulaşmış firmaların, son yıllarda olduğu gibi, yurt dışına yönelmelerine yol açtı.

Yurt dışında iş alan müteahhitlerimizin bu yılki hedefleri 20 milyar doların üzerindedir. Ancak, bütün bu rakamlar sektörün gerçek potansiyelini göstermemektedir. Yurt içi ve yurt dışında sektör önemli sorunlar ve engellerle karşılaşmaktadır. Yurt içinde sayıları 300 bine vardığı tahmin edilen müteahhitler arasında haksız rekabet, siyasal koruma, kollama, standartsızlık, düşük tenzilata dayalı iş alınması gibi sorunlar yaşanmaktadır. Sektöre giriş ve müteahhitlik tescil, kurala bağlı değildir. Mevzuata, gerekli düzenlemelere ve kalite yönlendirmelerine ihtiyaç vardır. En iyi teklifin en ucuz teklif olduğu düşüncesinden kurtulmak gerekir.

Yurt dışı müteahhitlerimizin en önemli sorunu teminat mektubu sorunudur.

Yurt dışı müteahhitlerin bir başka sorunu, alınan önemli projeler için Türk işçilerini yurt dışına götürebilmektir. İşçi götürmede engeller vardır ve Türk işçileri yabancı işçilere göre çok daha maliyetli hal almaktadır. Bu alanda kamunun alabileceği kararlar ve kolaylaştırmalar olabileceğine inanıyorum.  

KÜRŞAD TÜZMEN: DEVLET BAKANI

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin başladığı 1972 yılından 2002 yılına kadar firmalar, yurtdışında toplam 48 milyar dolarlık proje tamamladılar. Bu rakam 2003–2007 döneminde 55 milyar dolara ulaştı.  Müteahhitlerimiz sadece nicelik değil nitelik açısından da gelişim sağladılar. Artık müteahhitlerimiz 1 milyar dolara yaklaşan prestij projelerine imza atmaktadır. Son yıllarda firmalarımız, havaalanı inşasından metro projelerine, petrol rafinerilerinden dev karayolu projelerine uzanan ve yüksek uzmanlık gerektiren pek çok alanda prestij projeleri gerçekleştirmektedir.

Son beş yılda müteahhitlik sektörümüz uluslararası arenada büyük bir performans sergilemiştir. 2003 yılında proje tutarı 3,5 milyar dolar düzeyinde iken 2007 yılında 19,5 milyar dolara ulaşmıştır.

Sektör, istikrarlı büyüme sonucunda dünya piyasalarında çok önemli bir yere gelmiştir. 2007 yılında 22 Türk firmasının Dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasına girmesi bunun en güzel örneğidir. Ülkemiz, halen ABD ve Çin’den bu kategoride en fazla firmanın yer aldığı üçüncü ülkedir. Bundan sonraki dönemde öncelikli hedefimiz, uluslararası düzeyde elde ettiğimiz bu önemli Pazar payının korunması ve sektörün teknoloji yoğun katma değeri yüksek projelere yönelmesidir.

Enerji başta olmak üzere son dönemde dünya hammadde fiyatları daha önce hiç şahit olmadığımız ölçüde ve hızla artmaktadır. Son bir yılda inşaat demiri fiyatları neredeyse katlanmıştır. Müteahhitlerimiz, en çok iş üstlendikleri komşu ve çevre ülkelerde bir taraftan dolar bazlı kontratlarda ağır kayıplara uğrarken, diğer yandan hızla yükselen inşaat malzemeleri ve işçilik maliyetleri ile boğuşmak zorunda kalmaktadırlar. Doların değerindeki düşüş müteahhitleri zor duruma sokuyor. Kur kenesi, girdi maliyetleri YTL ve Avro cinsinden olan, ancak dolar bazında iş yapan müteahhitlerin kanını emiyor.
                                                                

Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Konseyini toplamayı planladık. Türk müteahhitlerinin özellikle politik riski yüksek ülkelerde iş yapmak için ihtiyaç duydukları “Politik Risk Sigortası”nı hayata geçirmek için çalışma başlattık. Türk firmalarının yurtdışında yarattığı güvenilir imajın zarar görmemesi için sektörde bir “Akreditasyon Sistemi” kurulması gerekiyor. Aksi takdirde, büyük sıkıntı ve güçlüklerle çok sayıda ülkede ulaştığımız Pazar paylarımızda, yeterli tecrübe birikimi ya da kapasitesi bulunmayan firmaların olumsuz faaliyetleri nedeniyle ciddi kayıplarla karşılaşmamız kaçınılmazdır.   
                       

FARUK NAFIZ ÖZAK: BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI
 

Türkiye hızlı bir değişim süreci içindedir. İnşaat sektörünün bu süreçte önemli bir yeri vardır. Müteahhitlik mesleğinin tanımı ve sertifikasyonuna yönelik çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmayı yaz sonuna kadar tamamlamayı planladık.

Sayın Başbakan’ın kamuoyuna açıkladığı GAP Eylem Planı kapsamında müteahhitlerden destek bekliyoruz. Bölgeye 5 yılda 12,5 milyar YTL yatırım yapılacaktır. Bu konuda müteahhitlere düşecek rol büyüktür.

Anayasa Mahkemesi’nin yabancılara gayrimenkul satışı ile ilgili iki iptal kararı oldu. Söz konusu karar doğrultusunda düzenleme yapılarak Meclis’e sevkettiğimiz tasarının bir an önce yasalaşması gerekiyor. Aksi halde, özellikle turizm bölgelerinde sıkıntı yaşanabilecektir.

Özellikle demir fiyatlarındaki artış nedeniyle kamuya iş yapan müteahhitlerin yaşadığı “Fiyat Farkı” sorununu çözmeye çalışıyoruz. Konuyla ilgili Bakanlar Kurulu’na bilgi sunacağım.

Önümüzdeki yıl, Türkiye’de kentleşmenin bütün boyutlarıyla ele alınacağı “Kentleşme Şurası” düzenleyeceğiz. Bu konuyla ilgili hazırlık çalışmalarını başlattık.

Bakanlığımızın titizlikle üzerinde durduğu bir başka önemli konu ise, müteahhitlik hizmetlerinin geliştirilmesidir. Bugün maalesef ülkemizde müteahhitlik hizmetleri verebilmek için herhangi bir kriter bulunmamaktadır. Asıl sorun, kamu müteahhitlerinin dışında, yüzde 95’e tekabül eden özel yapım müteahhitlik hizmetleri için sertifikasyon uygulamasıdır. Bu konuda çalışmalar hızla devam ediyor. Yine ilgili kuruluşlardan görüş alarak bunu inşallah bu yazdan sonra olgunlaştırıp, sizlere de sunup, daha sonra Bakanlar Kurulu’na göndereceğiz.
 

CAHİT TURHAN: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRÜ
 

Ülkemizde en etkin taşıma sistemi olan karayolu taşımacılığı, yolcu taşımacılığında yüzde 95’i, yük taşımacılığında ise yüzde 92’si gerçekleştirmektedir. Kuruluşumuzun sorumluluğu altında 33 bin 333 kilometre devlet yolu, 30 bin 579 kilometre il yolu ile 1987 kilometresi otoyol olmak üzere toplam 63 bin 899 kilometre yol ağı mevcuttur. Uluslar arası standartlarda Acil Eylem Planı kapsamında yürütülen bölünmüş yol yapım çalışmaları sonucunda 2003–2007 yılına kadar 7 bin 766 kilometre bölünmüş yol yaparak trafiğe açmış bulunuyoruz. Bölünmüş yollarda kazalarda yüzde 80–90, yaralanmalarda yüzde 30–100, ölümlerde yüzde 75–100, hasarlarda ise yüzde 75–90 oranlarında azalmalar yaşandı.

Yaklaşık 102 milyar YTL olan karayolu varlıklarının yüzde 15’i iş karlılık oranına sahip olduğu dikkate alındığında, karayolları yatırımlarının 15,3 milyar YTL ekonomik fayda sağladığı sonucuna varılmaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğünün sahip olduğu karayolu ağının Ulasal bütçeye katkıları, 2007 sene sonu itibarıyla yaklaşık 22,6 milyar YTL olarak tahmin edilmektedir.

Ulaştırma sektörü yatırımları konusunda 372 münferit, 64 global olmak üzere toplam 372 projemiz mevcuttur.

Karayolları Genel Müdürlüğü olarak öncelikle 2007–2013 yılları arasında stratejik hedeflerimiz bölünmüş yol ağını 20 bin kilometreye ulaştırmak, Kuzey Marmara Otoyolunu inşa etmek, Gebze-İzmir, Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir ve Ankara-İzmir Otoyolunu, Bursa ve Antalya bağlantılarıyla inşa etmek, devlet ve il yolu ağımızı 14 bin 500 kilometreye çıkarmaktır. Büyük ölçekte finansman gerektiren projelerimizi tüm dünyada yaygın kullanımı olan kamu-özel işbirliği modeliyle gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
 

KORAY AKGÜLOĞLU: DTM YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK VE TEKNİK MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİ ANLAŞMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SDAİRE BAŞKANI

Türk müteahhitlik sektörünün 2008 yılı hedefi önceki yıllarda sağlanan performansın korunmasıdır. Türk müteahhitleri bugüne kadar 69 ülkede 4 bin 300 proje tamamlayarak 105 milyar dolarlık kazanç elde etti. Önemli olan bu performansın korunmasıdır. 2008-2009’da hedef desteklenmesi gerek sektör olarak gördüğümüz teknik müşavirlik hizmetlerinin bugün 350 milyon dolar civarında olduğunu tahmin ettiğimiz yurt dışı faaliyetlerin hacminin 5 milyar dolara çıkarılmasını hedefliyoruz.

Kalifiye ve uygun maliyetli iş gücüne sahibiz. Bu konuda özellikle İNTES’in Türkiye’de kalifiye işçi eğitimi konusundaki çalışmaları takdire şayandır ve yurt dışında da kalifiye işçi ihtiyacı çok fazladır. Maliyeti de düşürmek için, sosyal güvenlik primlerinin düşürülmesi önemli bir teşviktir diye düşünüyoruz.

Finansman ve teminat mektubu sorunumuz var. Politik risk sigortası var. Ülke ve imtiyazlı kredi programları konusunda sıkıntılarımız var.

Eximbank’ın ülke kredileri var. Meclis’te olan bir kanun var. Bu kanun Meclis’ten geçtiği takdirde Eximbank bu kredilerin şartlarını belirleme yetkisi almış olacak. Bu da işleri daha kolaylaştırmış olacak diye düşünüyoruz.

Teknik müşavirlik firmalarımıza desteği artırma amacımız, hedefimiz var. Ama bugün için bu rakam 20 milyon dolar, bunun artması da bir bakıma sektörün geri dönüşüyle doğrudan bağlantılıdır. Teminat mektupları konusunda bir takım çalışmalarımız var.  Yurt dışında Türk işçi istihdamının teşviki için daha fazla teşvik verilmesi gerektiğine inanıyoruz.            
        

BAYRAM CEYHAN: TOKİ İZLEME VE KABUL DAİRESİ BAŞKANI

Son günlerde küresel piyasalarda Amerika’daki kriz nedeniyle bazı sıkıntılar yaşanıyor. İnşaat sektörünün karşılaştığı sıkıntıların bulunduğu da bir gerçektir. Özellikle konut sektörü açısından bakarsak, geçmişten gelen sıkıntıların başında, bugün bizi yüzde 60’ı plansız ve kaçak yapılaşma ile sağlıksız bir görünüme sahip kentlerle karşı karşıya bırakan sağlıksız kentleşme gelmektedir.

Herkesin müteahhitlik yapabilmesi kaliteli üretimin önünde engel oluşturduğu gibi, müteahhitlik mesleğinin itibar kaybına da neden olmaktadır. Müteahhitlik mesleğini arındırmak ve daha saygın hale getirmek için el birliği içinde daha çok gayret etmeliyiz.

Sektörde ara eleman eksikliği, yapı malzemelerindeki standart eksikliği bibi sorunlar vardır. Sektörde sıkıntı yaratan bir diğer konu, bazı inşaat malzeme fiyatlarındaki aşırı yükselmedir. Son zamanlarda demir fiyatlarındaki artış inşaat sektörünü hayli olumsuz olarak etkiledi. Çimento gibi diğer inşaat malzemelerindeki hızlı ve sık fiyat artışları da maliyetleri ciddi biçimde etkilemektedir.

Kamu İhale Yasası, ihtiyacı tam olarak karşılayamamaktadır. Elbette ki bir kanunun hazırlarken mükemmeli yakalamak mümkün olmayacaktır. Ancak, mükemmeli aramalıyız, yanİ şartlar içinde en iyisini yapmaya çalışmalıyız.

TOKİ’nin 81 il ve 421 ilçedeki 1020 şantiyede ihale edilen konut sayısı 312 bin 561’dir. Ayrıca, 388 okul (anaokulu, ilköğretim ve lise olarak) 11 bin 101 derslik, 397 spor salonu, 35 kütüphane, 308 ticaret merkezi, 247 ibadethane, 24 hastane, 71 sağlık ocağı, 10 yurt ve pansiyon, 128 birimli 11 sevgi evi, 56 birimli 10 engelsiz yaşam merkezi inşaatlarına başlanmış ve büyük kısmı da tamamlanmıştır. Bunun yanında 138 belediye ile 147 bin konutluk gecekondu dönüşüm protokolü imzalanmış, 68 bölgede 30 bin 632 konutluk uygulama başlatılmıştır.
 

BAYTUR İNŞAAT YÖNETİM KURUKLU BAŞKANI :SEZER BİLGİLİ

Yurt dışında iş alan, inşaat sanayisi mali tablosu yerinde olduğu halde teminat mektubu getirmediği için iş kaybeden şirketlerin sayısı fazladır. 1999–2002 yılları arasında teminat mektubu veren bankaların da aralarında bulunduğu 20 bankaya el konuldu. Bu konuda 2001 yılından itibaren düzenlemelere gidildi.

Bankalar, kredi ve teminat için nakdi kredi vermeye başladı. Daha sonra bankalar el değiştirdi. Yabancı bankalar bizim bankalarımızı ele geçirdiler. Kısa vadeli teminat vermeyi tercih ettiler. Teminata, iş bedelinin yüzde 30’u kadar ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’nin bu sorunu aşması lazım.

Teminat mektubu sorunu sektörümüzün bu kadar yaygın bir sorunu olduğu için, bizim meslek kuruluşlarımız bu konuda çok ciddi çabalar harcıyorlar. Neler yapıyorlar?  TBMM komisyonları nezdinde, TOBB nezdinde Ticaret Müsteşarlığı nezdinde bunlar olayları takip ediyorlar. Mesela, Eximbank’tan verilecek mektupların sağlanmasını yapmaya çalışıyorlar. Bankalardan iyi tanınan ve daha yaygın muhabir ağları bulunan kamu bankalarının sektöre daha fazla kaynak aktarmasını istiyorlar. Bütün ilgili devlet kuruluşlarını içine alacak bir konsey kurulu çalışmalarını idame ettiriyor. Fakat söylediğim gibi, bunlardan henüz tam çözüm sağlayacak bir sonuç alınamadı.

Teminat mektubu sorununu aştığımızı varsaysak bile, bu kez karşımıza bunun masrafları çıkıyor. Uluslararası arenada yabancı şirketlerle eşit koşullarda yarışamıyoruz. Bizim teminata ulaşma maliyetimiz, onların dört katına kadar ulaşıyor.

Halen hazırlıkları sürdürülen “Politik Risk Sigortası” dünyada yaygın bir sistemdir. Bu sistem, doğacak sorunları kontrol altına alıyor. Bir ülkede politik risk sigortası yapacaksanız bunun gizli olması gerekiyor. Çünkü risk, zaten ülkelerdeki liderler ve siyasi yapıdan kaynaklanıyor. Hatta bu yüzden teminat mektubuna el konulabiliyor.
 

DOĞUŞ İNŞAAT YÖNETİM KURULU BAŞKANI :GÖNÜL TALU

Enerji sektörünün kanayan yarası arz açığıdır. Her yıl 13 milyar dolar değerinde su boşa akıyor. Bugün kullanılamayan 172,5 milyar kWh/yıl tutarındaki hidrolik enerjinin parasal değerinin 7,5 cent/kWh kabulü ile yaklaşık 13 milyar dolardır.

Son 15 yıldır uygulanan enerji politikaları sonucu ülkemizin enerji sektöründe dışa bağımlılık oranı yüzde 73 seviyesine geldi. Enerji sektörünün performansı ülkemizin son dönemde yakalamış olduğu büyümeyi doğrudan etkilemektedir. 2009–2010 yıllarında mevcut kapasite kullanılsa bile enerji için ek kapasiteye ihtiyaç var.2020 yılında yaklaşık 100 bin mw kurulu gücün gerekeceği öngörülmektedir. Yani, 60 bin mw ek kapasite yatırımı yapılmalıdır.

Elektrik sektöründeki özelleştirmenin devam edebilmesi için elektrik üretim ve dağıtım özelleştirmeleri mutlaka paralel olarak yapılmalıdır. Dağıtım özelleştirmeleri yapılırsa, kayıp ve kaçak oranları yüzde 10’un altına çekilebilir. Bu da, aşağı yukarı sektörde, bugün için bile konuşulsa, 4 ile 6 bin megavat civarında bir ilave kapasite getirir.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli hidrolik enerjidir. 2020’de hidrolik potansiyelin yüzde 50’sini elektrik enerjisine dönüştürmeyi hedeflediğimizde bile, bugünden itibaren her yıl yaklaşık 7 milyar kwh üretim yapacak kapasitenin devreye girmesi şarttır.

Termik ve yenilenebilir enerji dengesi göz önüne alınmak suretiyle, 2023 yılına kadar olan dönemde, yerli doğal kaynaklar ile yenilenebilir enerji kaynaklarından daha çok yararlanılması yönünde alınmış olan politikalar ve stratejik kararlar, taviz verilmeden uygulanmalıdır. Arz çeşitliliği için ithal enerji kaynakları açısından yakıt ve tedarikçi ülke bazında çeşitliliğe gidilmelidir.       
              

GAMA HOLDİNG YÖNETİM KURULU DANIŞMANI: SÜREYYA YÜCEL ÖZDEN

Türk müteahhitleri, yabancı ortaklarla iş yaparak, uluslararası piyasada yüksek rekabet gücüne eriştiler. Türkiye, hem yetişmiş insan gücüne, hem de yüksek standartlı işleri yapma becerisine sahip.

Biz, dünyanın 225 firması arasında GAMA olarak 64’üncü sıradayız. Fosil yakıtlı elektrik santralı yapımcısı olarak dünyada 10’uncu sıradayız. Kimyasal tesis yapımında 6’ıncı sıadayız. Otoyol yapımında 18’inci, endüstriyel tesisler yapımında ise 13’üncü sıradayız.

Dünya, artık tek bir Pazar haline geldi. Rekabet ise çok şiddetli. Artık teknolojiye dayalı rekabet de artıyor. İlgilendiğimiz konuda uzmanlaşmamız gerek. Maliyetleri olabildiğince aşağıya çekmek için gayret göstermemiz lazım. Özellikle kalite bakımından rakiplerimizi aşmak gerekiyor. Aslında bu çok önemli ve yüksek tempo isteyen bir yarış. Bu tempoyu yakalamanın ve dünya firması olmanın önemli koşulu teknolojiyi yakından izlemek ve teknolojinin asla gerisinde kalmamaktır.

 Türkiye’nin en önemli varlığı gençleridir. Türk insanı zekâ ve yaratıcılıkta yabancılardan çok daha üstündür. O yüzden, uluslar arası alanda rekabet edebilmek için güçlerimizi birleştirmeliyiz. Böylece uluslar arası alanda daha başarılı olabiliriz.

Devletin, AR-GE desteğini arttırması gereklidir. Teknoloji geliştiren bir ülke olmalıyız. Aksi halde, başkalarının pazarı olabiliriz.
 

TAV İNŞAAT GENEL MÜDÜRÜ:AYLİN SELEN

 Havalimanı sektöründe geçtiğimiz dönemde sadece Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika’da 68 milyar dolarlık yatırım gerçekleşti. Bunun 43 milyar dolarlık kısmı Körfez ülkelerinde oldu. Dünyada önümüzdeki 10 yıllık dönemde 500 milyar dolarlık havalimanı yatırımı planlanmış durumda. Bugün 4,5 milyar yolcuya hizmet veren havacılık sektörü 2020 yılında 9 milyar yolcuya ulaşacak.
 


 

İyi yapılandırılması durumunda kamu-özel sektör işbirliği maliyetleri azaltmanın yanı sıra, hizmetlerin zamanında iletilmesini temin eder. Dünyanın en büyük havalimanı projelerinden biri olan Abu-Dabi Havalimanı Projesinde yeterlik alan tek firma TAV oldu. Bu prestijli proje için bölgeyi bilen ve tecrübeli mevcut istihdam gücümüz mutlaka bize avantaj sağlayacaktır.

Yap-İşlet-Devret projelerinin avantajlarını şöyle sıralayabilirim. Yatırımlar, kamu ihtiyacını sağlayacak en kısa sürede gerçekleştirilmektedir. Finansman yapıları nedeniyle oldukça özellikli anlaşmaların yapılması ve uluslar arası kurumların bu anlaşmalara taraf olması sayesinde PPP projeleri uzmanlaşmış, uluslar arası niteliklere haiz yeteneklerin yetişmesine de yol açmaktadır. İleri teknolojilerin projelerde uygulanmasına olanak tanımaktadır. Ciddi bir istihdam alanı yaratmaktadır.

 TEKFEN TAAHHÜT GRUBU BAŞKAN YRD.:ÜMİT ÖZDEMİR

Türk müteahhitleri olarak çok iyi işler yapıyoruz. Ancak. Bunun karşılığını alamıyoruz.19 milyar dolarlık iş yapıyoruz, fakat daha önce 10 milyar dolarlık işteki karı elde edemiyoruz. Çok zor rekabet koşullarında işler yapıyoruz.

Özellikle yurt dışına işçi götürmede sorunlar yaşıyoruz. Biz, Türk işçilerle çalışmak istiyoruz. Fakat işçilerimizin yüzde 95’ini Türkiye’nin dışında gerçekleştirdiğimiz için Türk işçileri yurt dışına göndermekte zorlanıyoruz. Yurt dışında ciddi bir işçi pazarı var. Buradaki işçilerin lisan problemi yok. Türkiye’de şartlar daha zor. Türk işçilerin lisan sorunu var. Bunun yanı sıra en az bin YTL pasaport, vize, sağlık gibi harcama yapmamız gerekiyor.

Devletin bizi ara eleman konusunda desteklemesi lazım. Ara elemanlar istihdam edilmesi için okullar açılması lazım. Özellikle mühendis ile mühendis arasındaki personelde çok büyük sıkıntı var. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama, mühendislerde inanılmaz bir bilgisizlik var. Yani, idareler yurt dışında çalıştırdığımız idareler karşılarına yeni mezun veya tecrübesiz mühendis görmek istemiyorlar. Bu olmayınca bu adamları istihdam edemiyorsunuz. Dolayısıyla da rekabet şansımızı kaybediyoruz.
 

TEPE İNŞAAT GENEL MÜDÜRÜ: SÜLEYMAN SON

Kurumlaşmasını tamamlayamamış şirketlerde aile hiyerarşisi ve duygusallık ön planda tutuluyor. Kurumsallaşma, şirketlerin büyümesi ve gelişmesiyle doğru orantılıdır. Türkiye’de kurumlaşmanın en az ve belki yavaş gerçekleştiği sektörleri sıralarsak, inşaat sektörü maalesef en başta yer alıyor.

Nedeni malum. Şirketler, ailesinden vazgeçemiyor. Başlangıçta işin doğası, bir müteşebbis şirketi kuruyor, inşaatı çok iyi biliyor, götürüyor. Bir nesil oğlu veya damadı, yakını bireysel olan faaliyetlerle birkaç nesilde devam etti etti, gerisi zor geliyor. Fakat, durum böyle olmamalıdır. Aile şirketlerinde yönetim profesyonel ve işini iyi bilen insanlara devredilmelidir. Şirketler, aile şirketi olmaktan çıkmalıdır

Cumhuriyetimizin ilk kırk yılı içinde kurulmuş ve halen ayakta kalabilme başarısı göstermiş kaç inşaat şirketimiz var? Kanımca, kurumsallaşmanın temel amacı, şirket yönetimlerinin şirket sahibi veya hissedarları ve onların mirasçılarına bağlı olmaksızın başarılı bir şekilde uzun vadelerde sürdürülebilmesi olmalıdır. Kurumlaşma, şirket yönetiminin tümüyle profesyonele bırakılması kesinlikle demek değildir. Ancak, kurumsallaşma profesyonel yönetimin yanında, etkin bir denetimin varlığıyla sağlanabilir.

Ülkemizde artık tecrübeli personel yetiştirmek için çalışmalar artırılmalıdır. İyi bir şirket yönetimi için merkezi planlama, etkin proje ve insan kaynakları yönetimi, yönetimin etkin denetimi ve şeffaflık ilkelerine dikkat edilmelidir.

 

YAPI MERKEZİ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI:EMRE AYKAR

Dünyada kişi başına milli geliri Türkiye ile benzerlik gösteren hiçbir ülkede Türkiye’deki kadar gelişmiş bir taahhüt sektörü yok.

Türk müteahhitleri yaptıkları işlerle dört akım yakaladılar. Pazar çeşitleri büyüdü. Yapılan projelerin teknolojik seviyesi gelişti. İhtisaslaşma ve markalaşma başladı. Verdiğimiz hizmetin cinsi değişti ve gelişti.

Yurt dışına Türk müteahhitleri önce Libya’da başladılar. Sonra Suudi Arabistan, sonra Rusya ve Türkî cumhuriyetleri. 1972 ile 1979 arasında sektörün yurt dışında yaptığı işin yüzde 88’i 2 ülkede, 1980 ile 1989 arasında yaptığı işin yüzde 89’u 3 ülkede, 1990–1999 arası yüzde 70 civarında 5 ülkede, bugün yüzde 70’lerin altında bir oranı 11 ülkede yapıyoruz.

İlkönce konut ve altyapı gibi işler yaptık. Sonra işler gelişti, hava meydanları, metrolar, hastaneler ve enerji santralleri gibi büyük işlerde yer aldık.

Eskiden, yurt dışına çıkan Türk firmaları Avrupa firmalarına taşeronluk yapıyorlardı. Fakat, şimdi, yurt dışına çıkan Türk firmaları ortaklık noktasına kadar geldiler. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde bir Türk firmasının izi var.

 

Biz istihdam yaratıyoruz. Bugün Türkiye’de sektörlere göre değişmekle beraber, bir kişi için yaratılan iş ortalama 75 bin dolar. Bugün 100 bin kişinin yurt dışında bu hizmetlerde çalıştığı düşünülüyor. Demek ki, 8–9 milyar dolar civarında başka devletlerin parasını, yatırımlarını bizim istihdamımız için kullanıyoruz. Devlet bizi desteklemeye devam etsin, problemlerimizi çözsün. Pazarlarımızı çeşitlendirelim,teknolojimizi geliştirmeye devam edelim, hizmet türlerine yenilerini katarak marka değerlerini artıralım.

 



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH