KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

DEPREMİN İLACI 'KENTSEL DÖNÜŞÜM
DÜNYA İNŞAAT Tarih:  01.11.2011
DERGİ Sayfa: 88
İSTANBUL Tiraj 9500
İNŞAAT StxCm: 857
       
 
(Depremin ilacı 'kentsel dönüşüm' Türkiye, Richter ölçeğine göre 7,2 büyüklüğünde, Van Tabanlı köyü merkezli depremle sarsıldı. Bu büyük afet, deprem konusunun tekrar ülkemizin gündemine yerleşmesine yer açtı. Van Depremi'nin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkemizdeki konut stokuna ilişkin yaptığı açıklamalar, inşaat sektörünün yeniden mercek altına alınmasına neden oldu. Bu açıklamaların ardından Türkiye'deki 19,5 milyon konut stokunun yaklaşık 10 milyonunun 10 yıl içerisinde yıkılıp yeniden inşa edilmesi gündeme geldi.  Türkiye'yi yasa boğan Van Depremi bir kez daha insanları deprem değil, kotu yapılaşma öldürür' gerçeğini gözler önüne serdi Van Depremi'nin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkemizdeki konut stokuna ilişkin yaptığı açıklamalar, inşaat sektörünün yeniden mercek altına alınmasına neden oldu. Bu açıklamaların ardından Türkiye'deki 19,5 milyon konut stokunun yaklaşık 10 milyonunun 10 yıl içerisinde yıkılıp yeniden inşa edilmesi gündeme geldi. Türkiye'nin yüzölçümü olarak yüzde 92'sı, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95ı deprem kuşağında bulunuyor. Türkiye'de depremlerden dolayı her yıl ortalama bin vatandaşımız hayatını kaybediyor, 7 bin bina yıkılıyor. İstanbul Buyükşehır Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından, 55 bin 651 konut ve iş yerinde yapılan kontrollerde bu binaların yüzde 79'u hasarlı bulundu. Ayrıca, yaşanan deprem dikkatleri yeniden 2000 yılından bu yana uygulanan Yapı Denetim Kanunu'na yöneltti 2010 yılının sonuna kadar sadece 19 pilot ilde uygulanan yapı denetimi, bu yılın başından itibaren 62 ilde uygulamaya girdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kaçak yapılaşma konusunda yetkiyi tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığıma vereceklerini söyledi Erdoğan, "Bu tür binalarını değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve bu binaları biz yıkacağız" dedi Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bölgede incelemelerini sürdürdüğünü anlatan Başbakan Erdoğan, "Bir sendikamızın bitmek üzere olan bin 250 adet civarında konutları var. Onlarla anlaşabılırsek konutlarını devralıp, bin 250 konutla ilk etapta yerleşim sağlayalım istiyoruz" dedi. TOKİ'nın yaptığı 50 adet bitmiş konutun en acil ihtiyacı olan depremzedelere vermek istediklerini belirten Erdoğan, Ercış'de inşaatına yeni başlanmış TOKİ konutlarını da altı ayda tamamlamak istediklerini ifade etti. Erdoğan, kaçak yapılaşma konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile çalışma içine gireceklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şunun çağrısını yapıyorum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile bir çalışma içme gireceğiz. Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, bunlara yönelik gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve bu binaları biz yıkacağız. Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş biz bunları dınleme861 Dünya İnşaat www dunyaınsaaı com ti Aktüalite yeceğiz artık... Çünkü bu tabloları yaşamaktansa iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır. Vatandaşlarımıza 'gel kardeşim, senin binanın enkaz bedeli budur ve gel buraya gır, 20 yıl vadeyle de gel burada otur. Ne istiyorsun, ıkı daire mı, al sana ıkı daire ama oturacağın yer artık burası. Senin oturduğun yerde biz yarın bir musibetle karşı karşıya kalamayız'." Erdoğan Bayraktar: "Kentsel dönüşümün maliyeti 400 milyar dolara ulaşabilir" Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye genelinde hasarlı binaların onarılması, kaçak binaların da yıkılmasının maliyetinin 100 milyar doları geçeceğini söyledi. Kentsel dönüşümün önemine dikkat çeken Bayraktar, Kore'nin 15 bin dolar, İspanya'nın ise 17 bin dolar milli gelire ulaştıktan sonra dönüşümü tamamladığını bildirdi. Van depremiyle ilgili olarak "Deprem nasırımıza bastı" diyen Bayraktar, "Türkiye'nin kentsel dönüşümü gerçekleştirebilmesi için ben deyim 100 milyar dolar, siz deyin 400 milyar dolara ihtiyaç var. Brezilya bu iş için 400 milyar dolar kaynak ayırdı" şeklinde konuştu Müteahhitlerin lüks üretim yerine kaliteye odaklanması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, Arap Bahan'nın Türkiye'ye ekonomik ve siyasal alanda çok zarar verdiğini söyledi. Çok sayıda müteahhit olduğunu ve rekabetten dolayı sektörde kâr marjlarının yüzde 3 ile 15 arasında değiştiğini belirtti. Şükrü Koçoğlu: "Müteahhitler hiç denetlenmiyor" İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Başkanı Şükrü Koçoğlu, mevcut durumun çok iyi analiz edilmesine işaret ederek, müteahhitlik kriterlerinin iyi belirlenerek önüne gelenin müteahhit olamaması gerektiğini söyledi. Yapı denetiminin sigortayla birlikte işlemesi gerektiğini aksi takdirde bir ayağının topal kalacağını ifade eden Koçoğlu, parasını verdikleri denetim şirketlerinin müteahhitleri denetlemesinin hiç denetleme yapılmamasına yol açtığını kaydetti. Koçoğlu, İNTES tarafından 1988 yılında hazırlanan yapı denetimi ve sigortayla ilgili bir kitabı Bayraktar'a teslim ederken, o dönemde kitabın bütün bakanlıklar tarafından sumen altı edildiğini hatırlattı. İhalelerde oluşan düşük fiyatlardan da yakınan Koçoğlu, ucuza yapılan işlerde hırsızlığın ortaya çıktığını, buna izin vermemek için bürokratların yüreklendırılmesı gerektiğini bildirdi. Koçoğlu, imar planlarının onay yetkisinin mutlaka belediyelerden alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verilmesi gerektiğini söyledi. TİMFED: "Yenileme inşaatları, 1 milyon yeni istihdam yaratacak" Kaçak yapıları dönüştürmenin, mevcut yapı sektörünün Türkiye'ye kattığı katma değeri ve istihdam oranını ikiye katlayacağı öngörülüyor Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu (TİMFED) Başkanı Tahir Tellıoğlu, kaçak yapıları dönüştürmenin ekonomik açıdan çok büyük sinerji, istihdam oluşturacağını belirtti. Tellioğlu, Türkiye'nin yıllık konut üretim kapasitesinin 400 bin civarında olduğuna işaret ederek, "Türkiye'de 19 milyon yapı stoku olduğu konuşuluyor, bunun da yüzde 50-60'ı çürük. Dönüştürülmesi lazım. Yıllık 400 bin ton üretim kapasitemizi yüzde 100 artırırsak 10 yılda 4 milyon, 20 yılda 8 milyon konutu yenileriz" dedi. Bir konutun maliyetinin ortalama 70 bin lira olduğunu belirten Tellıoğlu, "Bunu 400 bin ile çarparsak, dönüşüm Türkiye ekonomisine yıllık 28 milyar lira civarında katma değer ve yaklaşık 1 milyon civarında da istihdam katkısı sağlar." Serdar Harp: "Riskli bina oranı yüzde 60" TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Harp, herhangi bir afette yıkılma riski taşıyan binaların oranının yüzde 60 olduğunu söyledi Türkiye'deki yapı stokunun yüzde 40'ının projesiz, yüzde 67'sinın ise ruhsatsız olduğunu belirten Harp, "Bunların yüzde 10'unun yıkılarak yeniden yapılması, yüzde 30'unun da güçlendirilmesi gerekiyor Deprem gibi bir afette yıkılma riski taşıyan binalarımızın oranı yüzde 60" dedi Öncelikle yapı envanteri çıkarılması gerektiğini belirten Harp, güçlendirilme ve yeniden yapma için kaynak ayrılması gerektiğini vurguladı Yapı denetim 62 ilde uygulanıyor Van'da yaşanan deprem dikkatleri yeniden 2000 yılından bu yana uygulanan Yapı Denetim Kanunu'na yöneltti. Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri Hüseyin Kaya, yapı denetiminin 2010 yılının sonuna kadar sadece 19 pilot ilde uygulandığını, 62 ilde ise 2011 başında uygulamaya girdiğini söyledi. Yapı denetimine uygun yapılan bina sayısının az olduğunu belirten Kaya, "Van'dan aldığımız bilgilere göre yönetmeliğe uygun olarak yapılan binalarda yıkım yok. Yapı denetime tabı olan illerdeki binaların yıkılmayacağına dair garanti verebiliriz. Çünkü taşıyıcı sistemdeki denetimler çok sağlıklı yapılmıştır. Fakat bundan önceki yapıların tamamı denetimsiz ve mühendislik hizmetlerinden yoksun" dedi. Yapı Denetim Kanunu'nun 2000 yılında pilot uygulama yapılmadan tüm Türkiye'de uygulamaya girmesi durumunda binaların çoğunun yıkılmayacağını savunan Kaya, "Binaların denetlenmediği ve herkesin müteahhit olabildiği bir ortamda bazı müteahhitlerin yapı güvenliğini tehlikeye sokabilecek talepleri olabiliyor. Özellikle cadde üzen binalarda daha fazla açıklık için kolon konmayabiliyor ya da kolonların kesildiğini görüyoruz. Bu tamamen bilinçsiz müteahhitlerin yapabileceği bir şey ve kontrolden uzak olan yapılarda görülür" dedi. Kararnamelerin de yapı denetimine olan güveni zedelediğini belirten Kaya, "Sürekli bir şeyler denetimin kapsamı dışına çıkarıldı. 2006'da 200 metrekareye kadar tek ve iki katlı yapılar denetim dışı tutuldu. Bunları yine eskiden olduğu gibi vatandaşın kendisinin yapması uygulaması getirildi" diye konuştu. Nazmi Durbakayım: "Kentsel dönüşüm en önemli konumuzdur" İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmı Durbakayım, doğru konut projelerinin üretilmesinin bir mühendislik işi olwww dunyaınsaat com.tr Dünya İnşaat 187r> Aktüalite duğunu ve uzman mühendisler tarafından mevcut deprem ve yapı denetim yönetmeliğine uygun, orijinal projeye sadık kalınarak inşa edilen projelerin sağlam ve güvenli yaşam alanları olduğunu vurguladı. İNDER'ın misyonlarından en önemlisi, inşaat mühendisliği bilgilen ile sağlam ve güvenli bina yapılması için yapı müteahhitlerine öncülük etmektir" diyen Durbakayım; "Bugün istihdamın yüzde 7,5'ı inşaat sektöründe ve vasıfsız işçi çalıştırılma oranı oldukça yüksek Bu yüzden sertifikasız işçi çalıştırılmaması da bu bilincin yaygınlaştırılmasında son derece önem taşımaktadır" dedi Deprem ve inşaat sektörü kapsamında değerlendirmelerine devam eden Durbakayım, "Günümüzde belirlenmesinde de kaynak olarak kullanılmaktadır. Bu Yönetmeliğe göre deprem bölgelerinde yapılacak binalar, malzeme ve işçilik koşullan bakımından Türk standartlarına ve ilgili Bakanlığın 'Genel Teknik Şartnamesi' kurallarına uygun olmak zorundadır Verdiğim bu örneklerden de görüldüğü gibi Türk inşaat sektörü uzun yıllardır birçok teknik yönetmeliğe sahiptir ve bu yönetmelikler zaman zaman guncellenmektedir. Uzun yıllardır bu yönetmeliklere ve genel mühendislik disiplinine uygun tasarım ve inşaat yapan firmalarımız mevcuttur ve bu firmaların projeleri sapasağlam ayakta durmaktadır. Deprem Yönetmeliği, 1959 tarihli, 7296 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısı İle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'a dayanılarak oluşturulmuştur. Yönetmelik, güncel teknolojik gelişmelere, aksaklıklara, özellikle 17 Ağustos depreminde yaşananlara göre oluşan ihtiyaçlara cevap verecek şekilde güncellenmiş ve uygulanması konusunda sıkı denetim mekanizmasını da beraberinde getirmiştir ve yönetmeliğin uygulanmasından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumlu tutulmuştur Bakanlık, il müdürlükleriyle, belediyelerle sıkı bir takıp organizasyonu kurarak yönetmeliğin uygulanmasını sağlamaktadır. Türkiye'de şu anda Bakanlar Kurulu'nun 1996 tarihli kararıyla yürürlüğe giren ve 'Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik' ile birlikte kullanılan 'Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası' da mevcuttur. Tüm illeri alfabetik sırayla el alan bu harita, 1996 yılında kitap şeklinde yayınlanmıştır. Haritadaki derecelendirmeler, günümüzdeki yönetmelikte yer alan deprem kuvvetlerinin hesaplanmasında kullanılacak etkin yer ivmesi katsayıları için de referans oluşturmuştur" diye konuştu. Durbakayım, DASK Zorunlu Deprem Sigortası poliçe primlerinin müşteri gözünde her dönem kabul görmüş inşaat firmalarının bu disiplin ve kurallarla daha da güçlendiğini vurguladı İnşaat mühendisliği bilgilerini her zaman, her şartta ve her türlü malzemelerde bir harç gibi kullanarak güvenli bina yapanları yapı müteahhidi olarak tanımladıklarını kaydeden Durbakayım, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekti. Eski yapıların boşaltılması ve burada yaşayan kişilerin daha güvenli evlerde oturmasını sağlamak için kentsel dönüşümün gerekli olduğunu söyleyen Durbakayım sözlerini şöyle sürdürdü: "Deprem gerçeği ile daha hazırlıklı bir şekilde yüzleşmek için tüm ilgili resmi ve özel kurum ve kuruluşlara kanun ve yönetmeliklerde belirtildiği üzere görevler düşmektedir. Ancak tüketicinin de bu konuda artık daha bilinçli davranması gerekmektedir. Örneğin konut almak için seçimini yaparken, satış vaatlerine ve popülaritesine bakmaksızın projeyi kimin geliştirdiğine bakarak satın alması ve aldıktan sonra da projenin orijinal haline sadık kalması da son derece önemli bir husustur" Ayhan Güleryüz: "Van'daki hazır betoncular üyemiz değil" Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Başkanı Ayhan Guleryuz, Van'daki yedi, Erciş'teki uç hazır beton firmasının Kalite Güvence Sistemi belgesi olmadığını belirterek, "Bu tesislerin hiçbirinde THBB üyeliği veya geçerli bir Kalite Güvence Sistemi Uygunluk Belgesi yoktur Ülkemizde maalesef ciddi bir kalite denetiminden geçmeyen firmaların üretimleri engellenememektedır. Bunlar birlik üyesi değil. Üye olsaydılar denetleyebilirdik" dedi Binalarda santımetrekarede 300 kilo yuk taşıyabilen C30 sınıfı beton kullanılması gerektiğini dile getiren Güleryüz, "Birlik olarak İstanbul'da 88lDUnya İnşaat www dunyamsaat.com trAktüalite 1988'den önce yapılan binaları kontrol ettirdik. Çoğunun beton kalitesi C9. Bu binalar zamanla kendi kendine de yıkılacaktır" diye konuştu. Işık Gökkaya: "Yapıların yüzde 45'i ömrünü tamamladı" Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Işık Gökkaya, 1999 yılı öncesinde deprem yönetmeliğine uygun binaların yapılmadığını söyledi. Türkiye'deki binaların yapının durumuna göre ortalama 30 ile 50 yıl ömrü bulunduğunu ifade eden Gökkaya, bir an önce Türkiye'de sağlıksız binaların envanterinin çıkartılması gerektiğini kaydetti. Türkiye'de mevcut konut stokunun yüzde 45'ının ömrünü tamamladığını ve yenilenmesi gerektiğini ifade eden Gökkaya, 1999 öncesi üretilen binaların bir an önce yenilenmesi gerektiğini kaydetti. Serdar İnan: "Kamulaştırmanın bedeli yaklaşık 450 milyar dolar" İnanlar İnşaat Başkanı Serdar İnan, başbakanın açıklamalarının yerinde olduğunu belirterek, "Çok sayıda kişinin yaşadığı yerlerde yıkımın yapılabilmesi için hepsinin olur demesi gerekiyordu. Ancak yapılacak değişimle bu oran yüzde 80'e çekilirse kentsel dönüşümü hızlandıracaktır. Çünkü devletin bu yüzde 60'lık dilimde yer alan 9 milyon konutu tek başına kamulaştırması zor. Bunun devlete maliyeti yaklaşık olarak 450 milyar dolar. Bunun yanı sıra yabancı sermayenin onü açılarak buradan ciddi bir kaynak sağlanabilir" dedi. Hamit Demir: "Denetimde eksiklikler yaşanıyor" Demir Inşaat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, Van depreminin ardından sektördeki denetim eksikliğine dikkat çekti ve tüketicilere konut satın alırken dikkat edilmesi gerekenleri hatırlattı. Sadece projenin maketine bakarak, dış cephesine, manzarasına, banyosuna, mutfağına aldanarak ev satın almanın intihardan farksız olduğunu söyleyen Demir, konut alırken önce mutlaka binaların bodrumuna bakılması gerektiğini vurguladı. Binanın zemin etüdü raporuna da mutlaka bakılması gerektiğine işaret eden Demir, "İkinci el otomobil almadan önce servise götürüyoruz ya da bir bilene soruyoruz. Büyük maliyetlerle satın aldığımız konutlar, daha da önemlisi canımızı emanet ettiğimiz inşaat firmaları ve projeleri konusunda ise gerektiği kadar araştırma yapmıyoruz. Sadece makete bakarak ev almak yerine mutlaka bir bilene, bir mimar ya da mühendise ve inşaat firmasının güvenilirliğini ölçmek için bankalara danışmak gerekiyor" dedi. Demir, bu konuda tüketicilerin yanı sıra sektöre ve kamu otoritelerine de çok büyük rol düştüğünün altını çizdi. Denetim sistemindeki eksiklikler nedeniyle bugün çok büyük sorunlar yaşandığını hatırlatan Demir, Deprem Yönetmeliği kapsamında firmalara ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtti. Tüketicilerin daha çok araştırma yapar ve sorgular hale gelmesinin de denetimlere ek olarak firmalar için büyük bir baskı olacağını söyleyen Demir, bu şekilde bir zincirin halkaları gibi inşaat sektörünün olması gereken kalite standartlarına erişeceğini ve daha büyük acıların önüne geçileceğini vurguladı. De mir, beklenen büyük İstanbul depreminin açacağı yaraların tahmin bile edilemeyecek boyutta olduğunu belirterek, başta İstanbul olmak üzere, nüfus yoğunluğu olarak topraklarının yüzde 95'i deprem kuşağında olan Türkiye'mizde hem inşaat firmalarının hem de tüketicilerin daha duyarlı davranması gerektiğini belirtti. Mehmet Özcan: "Korozyondan korunmanın tek yolu su yalıtımıdır" Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özcan, su yalıtımı/vww dunyaınsaat com.tr Dünya İnşaat 189Aktüalite nın, binanın taşıyıcı sisteminin korozyondan korunması için temel şart olduğunu belirtti. Özcan, konu ile ilgili İstanbul Büyukşehır Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından hazırlanan rapora dikkat çekti. Komisyon tarafından 1999 depreminin ardından 55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan incelemelerde, bu binaların yüzde 79'unun hasarlı bulunduğunu söyleyen Ozcan, hasarlı binaların yüzde 64'ünde hasar nedeninin korozyon olduğunu vurguladı. Özcan, su yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı sisteminin korozyon nedeniyle 10 yıl sonra başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık yüzde 66'sını kaybettiğini belirtti 2004 yılında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından düzenlenen ve birçok bilim adamının da görev aldığı Deprem Şurası'nın sonucunda yayımlanan raporlarda, su yalıtımı malzemeleri, detay malzemeleri grubunda ele alındı. Ozcan, kaliteli betonun öneminin vurgulandığı raporda, betonun suyun ve nemin zararlı etkilerinden korunması amacıyla yapılan su yalıtımının bir detay malzemesi olarak ele alınmasının çok önemli bir eksik olduğunu belirtti. Özcan, sözlerine şu cümleleri ekledi: 'Yapı Kanunu'nda su yalıtımının mutlaka zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu kanunun; su yalıtım projelerinin hazırlanması, proje ve uygulamaların yetkili mercilerce denetlenmesini gerektiren maddeler içermesi halinde ülkemizdeki önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. Bina statiğinin Deprem Yönetmelığı'ne uygunluğu nasıl denetleniyorsa. Su Yalıtımı Uygulama Kural Standardı da mecburi standart olmalı ve denetlenmelı. Özellikle denetim mekanizmasındaki eksiklikler Deprem Yonetmeliğı'ne uygun Yapı Güvenliği ilkesini bozuyor, can ve mal kaybına yol açıyor" TUCSA: "Van'ı deprem değil, çarpık yapılaşma vurdu" Türkiye'yi yasa boğan Van Depremı'nın bir kez daha 'İnsanları deprem değil, kotu yapılaşma öldürür' gerçeğini gözler önüne serdiğini söyleyen Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, "Şimdi ülke olarak birlikte yaşayacağımız depremlere dayanıklı yapılar konusunda bilinçlenme ve önlem alma zamanı" dedi Çelik yapı üreticileri olarak doğru projelendirilen ve doğru yapılan hiçbir yapının depremde yıkılmayacağına inandıklarını belirten Yardımcı, "Bundan sonra depremle yerle bir olan Van ve ilçeleri yeniden imar edilirken Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği göz onunde tutulmalı. İnşaat faaliyetlerinin zorlaştığı her türlü mevsim şartlarında süratli yapım ve kurulum olanağı sağlayan depreme dayanıklı çelik yapılara gereken önem verilmeli Önümüz kış, depremzedelerın biran önce gunluk hayatlarına donebılmelerı, başlarını sokacak bir evle mumkun Bu nedenle gevşek zeminde dahi yaşamaya imkan sunan çelik yapıların bu avantajlarından Van'da da yararlanılmalı tercih edilmeli" diye konuştu Çelik yapı sektörü ve TUCSA olarak kendilerine bir görev verilmesi durumunda olanaklar ölçüsünde her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade eden Yardımcı, "Depremin hemen ardından Yönetim Kurulumuz tüm üyelerle birlikte alınabilecek önlemleri değerlendirmeye başlamıştır. Gerektiği durumda bölgeye iş makinelerinin sevk edilmesi, konteyner tıpı ofis, sağlık merkezi veya konut temininin sağlanması, okul vb kamu binası olarak kullanılabilecek hafif çelik yapı ve çelik taşıyıcı sistemli yapı inşa edilmesi, çelik yapılarda kullanılabilecek malzeme desteği verilmesi, danışmanlık ve proje desteği sağlanması için olanakların değerlendirilmesine başlanmıştır açıklamasında bulundu Aslında bu tur önlemlerin Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) da belirttiği gibi depremden önce alınması gerektiğinin altını çizen Yardımcı, şöyle devam etti "Depreme karşı önlemlerin depremden önce alınması gerekir. Bu düşünceden hareketle, TUCSA olarak bir 'Afete Dayanıklı Çelik Yapılar' Kamu Araştırma Geliştirme (KAMAG) projesi ile 'Çok Amaçlı Afet Hazırlık Yapıları' konulu bir ınovasyon projesini bu yıl içinde AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı'na sunduk. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca, depreme karşı güçlendirme finansman modeli üzerinde de ön çalışmalarımız başlamıştır Teknolojinin bu kadar geliştiği çağımızda artık kotu yapılaşmadan dolayı can kayıplarının ol901 Dünya İnşaat www dunyaınsaat com.trAktüalite mamasını temenni ediyoruz. Deprem olmadan yaptığımız uyarıları deprem sonrası da yapıyoruz. Ancak bir mesafe alamıyoruz. TUCSA olarak bu konuda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye kararlıyız " Ferdi Erdoğan: "İstanbul'daki binaların yüzde 79'u hasarlı" "Su yalıtımı, aslında yapının ömrünü uzatmaya ve deprem karşısında dayanıklılığını artırmaya yönelik atılan en büyük adım" diyen Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımdan Derneği (İZODER) Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, "Suyun yapılara verdiği zaran belki görsel olarak çoğu zaman tahmin edemeyiz. Ancak, bir deprem olduğunda bunun sonuçlarının neler olabileceğini yaşanmış depremlerde görme imkanımız oldu. Ciddi anlamda korozyona uğramış olan bir yapının şiddetli bir depremde ayakta kalabilmesine imkan yoktur. Bu nedenle su yalıtımı çok önemlidir. Yalıtım olmaması ya da eksik yalıtım, yapının servis ömrunu azaltmakla kalmaz, çevresi ve yaşayan kullanıcıları için de can ve mal güvenliği tehdidi oluşturur" dedi. İstanbul Büyükşehır Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından, 55 bin 651 konut ve iş yerinde yapılan kontrollerde bu binaların yüzde 79'u hasarlı bulundu. Ferdi Erdoğan'a göre; büyük bir depremde, korozyona uğramış ve taşıma kapasitesi düşen yapıların ayakta kalması hemen hemen mümkün değil Yapılan araştırmalarda ülkemize göre kıyasladığımızda su yalıtımına önem veren ülkelerden Almanya 5.8 kat, İtalya 2.9 kat ve Fransa ise 2 kat daha fazla bitümlü su yalıtımı örtüsü kullanarak depremin vereceği hasarları en aza indiriyor. Erdoğan'ın verdiği bilgilere göre; ülkemizde su yalıtımıyla ilgili standartlarda eksiklikler bulunuyor. 2007 Deprem Yönetmelıği'nde yapı malzemelerine ya da uygun malzeme kullanımına yönelik hiçbir tarifin yer almaması, binaların ömrünü kısaltıyor, depremlerde can ve mal kayıplarının yaşanmasına sebebiyet veriyor. Ülkemizde su yalıtımıyla ilgili standartlarda eksiklikler olduğunu açıklayan Erdoğan, bir an önce su yalıtımı ile ilgili mevzuatların tamamlanması ve yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade etti. Binanın uygun yalıtım sistemi ile belirli standartlara göre yalıtılması gerektiğini de vurgulayan Erdoğan, "öncelikle, su yalıtımının belli kurallara göre yapılıp yapılmadığı da kontrol edilmesi gerekiyor. Ülkemizin de deprem gerçeğini düşündüğümüzde su yalıtım malzemesi tüketiminin AB normlarına ulaşması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm bunlar göz önüne alındığında su yalıtımı yapılarda zorunlu hale getirmeliyiz" diye konuştu. Barem Research: "Türkiye deprem hazırlığında sınıfta kaldı" Barem Research'ün araştırması, Türkiye'nin deprem hazırlığında sınıfta kaldığını ortaya koydu. Kocaeli depreminin üstünden 12 yıl geçmesine rağmen ankete katılan 10 kişiden yedisi bugüne kadar deprem için özel bir hazırlık yapmamış. Van ve ilçesi Erciş'te meydana gelen ve 600'ün üzerinde vatandaşımızın ölümüne, neden olan 7.2'lik deprem, Türkiye'de 'depreme hazır mıyız' tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Körfez depreminin ardından birçok alanda bilinç oluşmaya başlarken, vatandaşların depreme hazırlık konusunda duyarsız kaldığı ortala çıktı. 1999 yılından beri unutmadığımız ve Van depremiyle tekrar gündeme oturan kâbusumuzu sorgulayan Barem Research'ün araştırması çok çarpıcı sonuçları ortaya koyuyor. Türkiye genelinde kent-kır temsili bin 21 kışı ile bilgisayar yardımlı telefon görüşmesi (ÇATI) yöntemiyle yapılan araştırmaya katılanların yüzde 52'si evinin depreme dayanıklı olduğuna inanıyor. Sosyoekonomik statü yükseldikçe evet diyenlerin sayısı ise artıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 71 'ı ise bugüne kadar depreme hazırlık konusunda hiçbir şey yapmamış. Araştırmada 'deprem için özel hazırlık yaptım' diyenlerin dağılımına bakıldığında ise ilk sırayı yüzde 12 ile deprem sigortası alıyor. Deprem sırasında insan ölümlerinin başlıca nedeni olan mekanların güçlendirilmesi konusunda ise çalışma yapanların oranı sadece yüzde 10'da kalırken, yüzde 8'lık kesim evin içindeki eşyaları sabıtlediklerıni, yüzde 5'lık kesim ise deprem çantası hazırladıklarını söylüyor. Doğu Anadolu'da konutlann sadece yüzde 17'si sigortalı Doğu Anadolu'yu sarsan ve Van ilinde büyük hasara yol açan deprem başka bir gerçeği de ortaya çıkardı. Ülkemizde geçerli bulunan deprem bölgeleri haritası esas alındığında, ülkemiz topraklarının yüzde 96'sının farklı oranlarda tehlikeye sahip deprem bölgeleri içerisinde olduğu ve nüfusumuzun yüzde 98'ınin bu bölgelerde yaşadığı görülüyor. Bu oranlar, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Son yüz yılın felaketi olarak adlandırılan 17 Ağustos 1999 Marmara depremi, ekonomik ve sosyal boyutları ile ülkemiz için büyük bir yıkım oldu. 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve çok büyük can ve mal kaybına neden olan Marmara depreminden sonra kamu otoritesince deprem zararlarının en aza indirilmesi amacıyla bir çok tedbir alındı. Bu tedbirlerin en önemlilerinden birisi de Zorunlu Deprem Sıgortası'na ilişkin düzenleme olarak öne çıkıyor. DASK kuruluşundan itibaren 21 Ekim 2011 tarihine kadar 11 bin 804 adet hasar dosyası için 25 milyon 384 bin TL tazminat ödemesi yaptı. Van merkezli gerçekleşen depremin yarattığı hasar henüz netleşmezken, söz konusu bölgede Zorunlu Deprem Sigortası oranı ise yüzde 17 gibi çok düşük bir seviyede bulunuyor. DASK verilerine göre yaklaşık 598 bin konutun bulunduğu bölgede 100 bin 86 binanın sigortası bulunuyor. Söz konusu bölgede en çok sigortalılık oranı ise geçmişte birçok depremle karşılaşan Erzincan ve Bingöl illerinde olduğu görülüyor. ? www.dunyainsaat.com tr Dünya İnşaat 191

 



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH