KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

2013 Yılında Yapılan Toplantılar
  • Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış: “Türkiye'nin kalkınması, demokratikleşmesi ve özgüvenine kavuşması için AB sürecine ihtiyacı var.”
  • İNTES Başkanı M. Şükrü Koçoğlu: “Hükümetin AB konusundaki duruşunu takdir ediyorum. AB'ye girmek için her türlü özveriyi gösterdik. Ama buna rağmen AB'ye giremedik”
  • Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir: ”Türkiye artık örnek alan değil örnek alınan bir ülke haline geldi, bizler de bu durumun kıymetini bilmeliyiz.”


Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası’nın (İNTES) 4 Haziran 2013 Salı günü düzenlenen 166. Geleneksel Toplantısı’nın onur konuğu Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış oldu.

‘AB Finansmanlı Altyapı Yatırımları’ konulu Aylık Geleneksel Toplantı, Limak Holding A.Ş.’nin ev sahipliğinde Ankara Sheraton Otel’de yapıldı. İNTES Yönetim Kurulu Başkanı M. Şükrü Koçoğlu ve Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’in açılış konuşmalarını yaptığı toplantıda AB Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde atılan adımları anlattı. Türkiye'nin kalkınması, demokratikleşmesi ve özgüvene kavuşması için AB sürecine ihtiyacı olduğunu belirten Egemen Bağış, çözüm sürecinin de AB sürecinden farklı düşünülemeyeceğine işaret etti.

Konuşmasında son günlerde tüm yurtta yaşanan Gezi Parkı olaylarına değinen Bakan Bağış "Gerçekten bu süreçte farklı kesimlerin farklı mesajları olabilir. Bu bahsi geçen gösterilere katılanların ortak bir mesajı yoktur. Farklı farklı mesajlar vardır. Çok farklı siyasi hareketlere destek vermek isteyenler, samimi çevreci duyguları olanlar, farklı sosyalleşme arayışında olanlar bir araya gelmişlerdir." dedi.

"Ben de beyaz saray önünde eylem yaptım"

Protestolar ve gösteriler konusunda da AB standartlarının yakalanması gerektiğine dikkati çeken Egemen Bağış, "AB üyesi olmasa da oradaki standartlara benzer standartları olan Amerika Birleşik Devletleri'nde 17 yıl yaşadım. 17 yıl boyunca da pek çok eyleme katıldım. Gün geldi Kıbrıs davamız için gösteriler düzenledim, gün geldi Bosna Hersek'le dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için, gün geldi Karabağ'da yaşanan dramı dile getirmek için BM önünde, gün geldi sözde ermeni soykırımı iddialarına cevap vermek için Beyaz Saray önünde gösteriler düzenledim" diye konuştu.
 

"İğneyi kendilerine batırsınlar sonra çuvaldızı göğsüme saplasınlar"

AB ülkeleri ve ABD'de kamu malına zarar verildiğinde güvenlik güçlerinin verilen zararı engelleme görevi olduğuna işaret eden Bağış,  şöyle devam etti:

"Almanya'da da güvenlik güçlerinin nasıl faaliyet gösterdiklerine bizzat şahit oldum. Güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanmasının tek örneği Türkiye'de değil. Ama o ülkelerden bir tanesinin Şansölyesi çıkıp Türkiye'ye bu konuda nutuk atarken, kendi ülkesinde hala Neo-Nazi davalarında, ırkçılık davalarında öldürülen Türklerle ilgili yargılanmaların olduğunu unutuyor. Biz Avrupa’dakilere de bir takım mesajları iletmek açısından AB sürecini önemsiyoruz. Ben şunu diyorum; iğneyi kendilerine batırsınlar sonra gelsinler çuvaldızı benim göğsüme saplasınlar ben ona razıyım"

“Ortak çıkarlarımıza odaklanmalıyız”

"Birbirimizi değiştiremeyeceğimizi kabul etmemiz lazım" ifadesini kullanan Egemen Bağış, birlikte hareket edildiği takdirde kazancın çok daha fazla olacağına dikkati çekti. Çözüm sürecinden rahatsızlık duyanların varlığının normal olduğunu vurgulayan Bağış, provokasyonlara karşı toplumu uzun süredir uyardıklarını söyledi.

"Bundan bazı yerel, bölgesel ve küresel güçlerin rahatsız olması son derece doğaldır" diyen Bağış, şunları kaydetti: "O endişelerimizin ne kadar gerçekçi olduğunu sizler de herhalde takip ediyorsunuz. Bunlar tesadüf olaylar değil. Bunlar İstanbul'un Gezi Parkı'ndaki dört tane ağacın yerinden sökülmesi, iki tanesinin kesilmesiyle alakalı bir mesele değil. Öyle başlatılmış, öylece insanların istismar edilmiş olduğu süreçler olabilir ama bu süreçte iki yanlış bir doğru yapmıyor. Bundan sonraki süreçte hep birlikte ortak çıkarlarımıza odaklanmalıyız. Bu süreçte 'Ahmet, Mehmet, AK Parti, CHP, MHP kaybetti' diyemeyiz. Bunda Türkiye kaybediyor. Bundan hepimiz zarar görüyor."

 

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, son 10 yılda 2,5 milyar ağaç dikildiğini, bu alandaki çalışmaların devam edeceğini de sözlerine ekledi.
 

Türkiye bugüne kadar çok büyük balarılar elde etti

Türkiye’nin 54 yıl önce başlayan AB süreci ile o günden bugüne kadar görev alan tüm hükümetlerin Avrupa Birliği sürecini bir devlet politikası olarak gördüklerini ve 1959’da Türkiye o sürece ilk başvurduğunda kişi başına düşen gelirin 350 dolar olduğunu, Osmanlı döneminde kalma dahil, toplam 14 üniversitede eğitim görüldüğünü, bugün ise tüm Türkiye’de yaygın 200 üniversitede gençlerimizin eğitim gördüğünü, Türkiye'nin yıllık turizm gelirinin sadece 9 milyon dolar iken,  bugün 30 milyar dolar seviyesine geldiğini, kişi başına düşen gelirin ise 11 bin dolar iken 25 bin doları seviyesini hedefleyen bir ülke olduğumuzu vurguladı.

Avrupa Birliği sürecinde en büyük yatırımı demokrasiye yapıldığını vurgulayan Bakan Bağış “ Demokrasimiz kazandıkça, ekonomimiz de gelişti. Çünkü demokrasisi topal olan bir ülkenin ekonomisinin felç olması kaçınılmazdır. İşte, onun neticesinde bugün burada gerçekten Türkiye'nin kalkınmasında çok büyük emekleri olan İNTES üyeleriyle cumhuriyet tarihi boyunca, 1923’ten 2002’ye kadar toplam 6.100 kilometre yol yapabilen devletin sizlerle iş birliği içerisinde son 10 yılda 17 bin kilometre yeni yol ve otoban yaptığına şahitlik ettik. Bugün Türkiye'de hizmet veren okulların, hastanelerin yarısından fazlası son 10 yılın eseridir.” dedi.  Bağış bütün bu gelişmelerin arkasında da Avrupa Birliği sürecinin çok ciddi katkıları olduğunu vurguladı.

KOÇOĞLU: “Hükümetin AB konusundaki duruşunu takdir ediyorum”

İNTES Başkanı Şükrü Koçoğlu toplantının konuşmasında, Hükümetin Avrupa Birliği konusundaki duruşunu takdir ettiğini belirterek, ''AB'ye girmek için her türlü özveriyi gösterdik aa buna rağmen AB'ye giremedik'' dedi.

AB üyeliği için atılan adımları aslında Türk insanı için atıldığının farkında olduklarını aktaran Koçoğlu halkımızın da bunun bilincinde ve AB standartları olarak adlandırılan bu uygulamalarını sosyal hayatımıza hızla adapte ettiklerini belirtti.

Koçoğlu, 31 temmuz 1959 yılında ülkemizin o zamanki adıyla Avrupa ekonomik topluluğu olan AET’ye ortaklık başvurusuyla başlayan serüvenin 54 yıldır devam ettiğini aktararak Türkiye’nin üyelik süreci içerisinde gösterdiği çabanın  halkımızın yararına olduğunu ifade etti

Konuşmasında bundan tam 37 yıl önce işletme mastırı yaptığı sırasında bir çalışma için yürüttüğünü anketin sonuçlarını paylaşan Şükrü Koçoğlu, AB’den o günkü beklentilerle bugünkü beklentiler arasında benzerlikler olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de AB’ye 37 sene önceki bakış açısıyla bugünkünün farklı olabileceğini ifade eden Koçoğlu, Hükümetin AB üyelik sürecinde attığı adımları memnuniyetle izlediklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

“AB üyeliği için atılan adımları aslında Türk insanı için atıldığının farkındayız. Siz de zaten her platformda bunun altını ısrarla çiziyorsunuz. Halkımız da bunun bilincinde ve AB standartları olarak adlandırılan bu uygulamalarını sosyal hayatımıza hızla adapte ediyor.  Öte yandan, AB ülkeleri nezdinde Türkiye’yi anlatma ve tanıtmaya dair Bakanlığımızın yürüttüğü kapsamlı çalışmaları da memnuniyetle takip ediyoruz. Hükümetimizin konusundaki duruşunu takdir ediyorum. AB'ye girmek için her türlü özveriyi gösterdik. Ama buna rağmen AB'ye giremedik.” 
 

İNTES olarak AB destekli 9 proje gerçekleştirildiğini ve bu projelerin başarılı bir şekilde tamamlandığını anlatan Koçoğlu, “Bu projeler bize çok önemli deneyimler kazandırdı. Bazı projelerin işçi-işveren sendikalarının birlikteliği açısından ayrı bir yeri var. YOL-İŞ Sendikamız ile kurduğumuz Türkiye Eğitim Şantiyesi ilk deneyimlerini AB projeleri ile başlattı.

AB projelerinde bütçe imkânlarının kısıtlı olduğu unutulmamalıdır. İNTES olarak, projelerimize AB’nin sağladığı hibe oranında maddi katkı sağladık ve belirlenen hedefleri yerine getirdik. Uygulamaya aldığımız projeler ile 180’in üzerinde kişiyi istihdam ettik” diye konuştu.

Vize sorununa da değinen Koçoğlu, birçok ülkenin iş adamlarının AB'ye vizesiz girmesine karşın Türk iş adamlarına vize uygulanmasını eleştirdi. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın AB ile Gümrük Birliği yerine serbest ticaret anlaşması imzalanması önerisini hatırlatan Koçoğlu, ''Serbest ticaret anlaşması ile herhalde düzlüğe çıkarız'' değerlendirmesinde bulundu.

Sektörün Anayasası AB Direktifleri ile Kamu İhale Kanunu konusuna da değinen Koçoğlu Kanun ile pazarımızı AB ülkelerine ve uluslararası pazarlara açmış durumda olduğumuzu, ancak Türkiye AB’ye tam üye olursa buna uygun yapılar düzenlemek ülke çıkarlarına daha uygun olacağını vurguladı.

Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan birçok sorunun temelinde

isteyen herkesin hiçbir şart ve deneyim aranmaksızın inşaat- taahhüt sektöründe faaliyet gösterir olması olduğunu vurgulayan Koçoğlu, “Kanun ve ikincil mevzuatın uygulamasında karşılaşılan birçok sorunun temelinde de bu sorun yatmaktadır.” dedi.

AB direktiflerinde yer alan son beş yıl içinde tamamlanma koşuluna ilişkin olarak yapım işlerinde 15 yıllık işler dikkate alındığını, AB’nin bu sürenin 5 yıla düşmesini istediğini eğer bu kabul edilirse dört Türk müteahhidinden üçünün işsiz kalacağını vurgulayarak “Türk müteahhitleri Türkiye’de sadece taşeronluk yapacaklar demektir.” dedi.

Özdemir:” Türkiye artık örnek alan değil örnek alınan bir ülke”

Toplantıya ev sahipliği yapan Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir de şirket ve konsorsiyum olarak yürüttükleri projeler ve üstlendikleri büyük ihaleler hakkında bilgi verdi. Cengiz, Mapa, Kolin ve Kalyon şirketleri ile İstanbul’un 3. havalimanı projesini aldıklarını hatırlatan Nihat Özdemir, ''İstanbul'a dünyanın en büyük havalimanlarından birini inşa edeceğiz'' dedi. Türk özel sektörünün finansman bulma kabiliyetine dikkat çeken Özdemir, şöyle devam etti:

“İstanbul 3. Havalimanı gibi mega bir projenin, kamu-özel iş birliği ortaklığı modeli ile başarıyla gerçekleştiriliyor olması, özel sektörün bu projeye finansman bulma kabiliyeti, tüm dünyanın dikkatini çekti. Londra Belediye Başkanı Financial Times’a şöyle bir açıklamada bulundu: ‘Türkiye bize göstermiştir ki, özel sektör mega havalimanları kurabilmek için kaynak bulabilmektedir. Biz de bu havalimanı yarışında Türkiye’yi örnek alalım ve yeni bir havalimanı yapalım.’

Türkiye artık örnek alan değil örnek alınan bir ülke haline geldi, bizler de bu durumun kıymetini bilmeliyiz.

Türkiye’nin özellikle enerji, altyapı ve ulaştırma sektörlerinde çok daha fazla büyüme potansiyeli var. Bizler inanıyoruz ki, devletimizin 2023 yılı hedeflerine paralel, Türkiye büyümeye devam edecek ve bölgedeki lider ülke konumunu sürdürecek.

Türkiye, 2023 yılında dünyanın ilk 10 en güçlü ekonomisi arasına girmeyi, 25 bin USD kişi başı milli gelire sahip olmayı, 500 milyar USD ihracat, 650 milyar USD ithalat, 60 milyon turist ve 500 milyar kWh elektrik tüketim rakamlarına ulaşmayı hedefliyor. Bu hedeflere ulaşmak için özelleştirmelerin tamamlanması ve piyasaların tamamen liberalleşmesi gerekmektedir. Bu süreçte devletimizin biz yatırımcıları, desteklemesi ve teşvikleri sürdürmesi büyük önem taşımaktadır.”

Toplantı Bakan Bağış ve Limak İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir adına Orman ve Su İşleri Bakanlığı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol Seferberliği Kampanyası kapsamında dikilen ağaçlara ilişkin sertifikaların sunulması ile sona erdi.



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH