KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

44. Çözüm Arama Konferansı

İNTES’in düzenlediği 44. Çözüm Arama Konferansı 15 Mayıs 2013 Çarşamba günü  Swiss Otel’de yapıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’in başkanlık ettiği toplantıda Bakanlık  İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Ahmet Ersoy tarafından bir sunum yapıldı.

Toplantıda konuşan Özer, "Güvenli iskeleler oluşturulması halinde, inşaatlardaki iş kazalarının %40'ını önleyebiliriz" diyerek iskele güvenliği konusunda kampanya düzenlmeyi planladıklarını açıkladı.

Özer,  konuşmada, iş kazalarının sadece Türkiye'de değil, dünyada da sorun olduğunu söyledi. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdikten sonra risk değerlendirmesi konusunun öneminin arttığını dile getiren Özer, bu konularda İNTES'in her zaman kendileriyle işbirliği yaptığını ifade etti. 

Teşvik ve tedbir kazaları önler

Özer, inşaatlardaki kazaların temeline inildiğinde günübirlik çalışanların yaşadığı kazaların oranların artmasında etkili olduğunu kaydetti.

İnşaatlarda güvenlik önlemlerinin risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra alınmasının önemine değinen Özer, biraz teşvik ve tedbir ile kazaların önlenmesi adına mesafe alınabileceğini söyledi. 

İş sağlığı ve güvenliği konusunun akademik çalışmalarda yer alması için ilgililerle sürekli temas halinde olduklarını anlatan Özer, "Onlardan bir tek isteğimiz var. İş sağlığı ile ilgili seçmeli ders koymaları ve bunları sonra zorunlu hale getirilmeleri" ifadesini kullandı. 

Genel Müdür Özer, şunları söyledi:

Bakanlığımız sektörler üzerinde hassasiyetle duruyor, özellikle inşaat, maden sektörü ve kimya sektörü. Hatta bu çerçevede 2010-2012 yılları arasında bir AB Projesi gerçekleştirdik. Yine İş Teftiş Kurulu Başkanlığımızda bir Proje yapıldı bu sektörlerle ilgili. Birer rehber hazırlandı, yayınlandı. Almanca kaynaklardan  Türkçeye tercümesi yapılıp bastırılıp dağıtıldı. Yani inşaat sektörüyle ilgili bir hayli doküman var elimizde. Fakat Kanun yayınlandıktan sonra risk değerlendirmesinin daha derli toplu ve  kullanılabilir yapılıp, pratikçe hemen işverenlerimizin kendi imkânlarıyla veya profesyonelleri vasıtasıyla ortak dili konuşabileceği, ortak formu kullanabileceği risk değerlendirmesi formları ve metotları geliştirilsin düşüncesiyle bu fikri biz İNTES’le paylaştık. Biz ne zaman bir iş birliği yapmamız gerekiyor demişsek, hemen ertesi günü planların, programların hazırlanıp İNTES’in iş birliğinin başladığını görüyoruz. Nitekim 2012 Mayıs ayında Almanya’dan gelen konuşmacıların katım gösterdiği inşaatlarla ilgili bir seminer yaptık. Hakikaten çok güzel bir seminer gerçekleştirildi.”

Risk Değerlendirmesinin Önemi

Risk değerlendirmesinin Türkiye'de bilinmediğini, çok bilinmeyenli bir denklemi çözmek gibi algılandığını anlatan Özer, risk değerlendirme formalarının işverenlerce lolay dpldurulacağını hu kapsamda kuaförler, berberler, apartmanlar ve ofislerle ilgili risk değerlendirmesi formları oluşturduklarını ifade ederek hedeflerinin 50 tane sektörün risk değerlendirmesi formunu yayınlamak olduğunu aktararak küçük işletmeler, küçük iş yerleri bu formları kolayca kendileri doldurabileceğinin altını çizdi.

Özer, inşaatlarda da buna benzer bir yapı kurgulandığını bir bina inşaatı yapan bir işverenin bu formu kolaylıkla doldurup kullanabilecek şekle getirmesinin birinci hedefleri olduğunu aktardı.”

İş kazalarında en çok dikkatimizi çeken şey, görünür maliyetlerinin ötesinde, hesap edilemeyen  görünmeyen maliyetler olduğunu ifade eden Özer,  1 lira görünür maliyeti varsa, 4 lira görünmez maliyetinin olduğunu, aktararak inşaatlarda tedbir almanın ne kadar önemli olduğunu, tedbir almanın da risk değerlendirmesi yapma temeline dayandırıldığında bir anlam ifade ettiğini aktarara “Risk değerlendirmesi yapmadan tedbir almak çok süreklilik veyahut da etkinlik göstermiyor. Gördüğümüz noksanı hemen gideriyoruz ama görmediğimiz noksanları giderme noktasında başarılı olamıyoruz. Hâlbuki risk değerlendirmesi, gördüğümüz ve görmediğimiz noksanları veya tehlikeleri önceden belirleyip, görünür hale getirip arkasından tedbirler manzumesini listeledikten sonra bunların uygulamasını takip etmeyi gerektiriyor. Yani “Tespiti yap, uygula ve kontrol et” şeklindeki sistemi çalıştırdığımızda hakikaten iş kazalarının önüne geçildiğini ve bu çerçevede değişik uygulama metotlarıyla da kazaların önlenebileceğini beyan etmek istiyorum.” dedi.
 

Özer, İş sağlığı güvenliğinin akademik çalışmalarda yer alması için de Genel Müdürlük olarak çalışamalar sürdürdüklerini bu kapsamda yaklaşık beş yıldır YÖK Başkanıyla, yardımcılarıyla, vekilleriyle, üniversite rektörleriyle, dekanlarla sürekli temas halinde olduklarını aktararak “ Üniversitelerimizden bir tane isteğimiz var: İş sağlığı güvenliğiyle ilgili önce mühendisliklerde, tıp fakültelerinde seçmeli ders koymaları, arkasından mümkünse bunu zorunlu hale getirmeleri ve master programları açmalarıdır.” diyerek  “Akademik çalışma ile iş sağlığı güvenliğine bir yön verebilirsek, ben inanıyorum üniversiteden mezun olan arkadaşlarımız iş sağlığı güvenliğini bilerek sahaya çıkacaklar.” dedi.

Çözüm Arama Konferansında konuşan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Ahmet Ersoy yeni 6631 sayılı yeni Kanunla beraber, herkesin iş sağlığı ve güvenliği kapsamı içerisinde olduğunu ifade ederek  “Örneğin ben devlet memuruyum, kamu çalışanı olarak ben de bu kapsam içerisindeyim.” Diyerek bu konu ile ilgili bakanlıkta bir risk değerlendirmesi ekibi kurduklarını ve 2014 yılından itibaren Kanun’un gerektirdiği bütün yükümlülükleri yerine getirmeye başlayacaklarını aktararak Kanun’un en önemli özelliğinin bütün çalışanları kapsaması ve bağımsız bir Kanun olması olduğunu aktardı.

Kanun hakkında bilgi vermeye devam eden  Ersoy, "Bu kapsamda inşaat, 'çok tehlikeli' sınıfına giriyor ve sektörde önlemlerin en üst seviyede alınması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Risk değerlendirmesinin artık çok önemli bir konu haline geldiğini dile getiren Ersoy,

İşlerin çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olarak sınıflandırıldığını bu sınıflandırmaya göre alınacak önlemler ve çalıştırılacak nitelikli uzman ve iş yeri hekimlerinin ve  çalışma saatlerinin değişebileceğini aktararak inşaatların çok tehlikeli sınıfa girmekte olduğunu aktararak önlemlerin en üst seviyede olması gerekmekte olduğunu ifade etti.


Hayati tehlike durumunda iş yerlerinin tamamında veya bir bölümünde işin durdurulması söz konusu olduğunu aktaran Ersoy bir inşaatta risk değerlendirmesi yapılmaması durumunda, işin durdurulması söz konusu olduğunu belirterek “Artık risk değerlendirmesi çok önemli ve bunun hiçbir şekilde bir kâğıt üzerinde bir sistem olmaması gerekiyor.” dedi.  Ersoy özellikle inşaatlar dinamik sistemler olduğu için iş yürüdükçe işle beraber devam ettiğini bu nedenle de   ona karşı tedbir almamız gerektiğini ve işin planlama aşamasından bitimine kadar iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin tedbirlerinin sürekli takip edilmesinin önemini vurgulayarak  “ yapı işlerinin biraz daha dinamik olması sebebiyle mutlaka güncellenmesi gerekiyor.” dedi.
 

İşverenin yükümlülüğünün iş yerindeki risk değerlendirmesini yapması veya yaptırması olduğunu aktaran Ersoy çalışanın yükümlülüğü de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan tedbirlere uymak olduğunu söyleyerek işçinin iş güvenliğini zorunluluktan öte, onun bir işin gereği olduğunu anlamasının en başta sağlanmasının önemini vurguladı. İş güvenliği kültürünün de önemine değinen Ersoy  “İşverenin iş yerinde, sahada gezerken bir çalışana “Baretini tak” derken veya “İş güvenliği ayakkabını giy, emniyet ayakkabını giy” derken kendisi takmıyorsa, burada bu güvenlik kültürü oluşmayacaktır ve iş kazaları azalmayacaktır.” dedi

Risk Değerlendirmesi Yol Gösterici Olmalı

Risk değerlendirmesi ekibinde mutlaka işveren, işveren vekili, görevlendirmişse iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi, çalışan temsilcileri ve destek elemanları bulunması gerektiğini kaydeden Ahmet Ersoy, şunları söyledi:

“ Bir işi en iyi çözümleyecek, iş kazasını en kolay çözümleyecek kişi yine çalışanın kendisi, yeter ki istesin, bu konuda istekli olsun. Ama onları teşvik etmek gerekiyor. Belki kazalardan örnek vermek gerekiyor. Risk değerlendirmesi bir yol gösterici olması gerekiyor. Tedbirleri ortaya koymak için bir yazılı metin ve bu metin sonucunda da yaşayan bir sistem olması gerekiyor. “ dedi.

Tasarım ve kuruluş aşamasında tehlikelerin tanımlayacağını aktaran Ersoy, risklerin belirlenip analiz edilerek risk ve kontrol tedbirinin kararlaştırılacağını ve bunu dokümante edileceğini, yapılan çalışmaların güncelleneceğini ve gerektiğinde yenileme çalışması yapılacağını aktararak Kanun’un bir özelliğinin, risk değerlendirmesi çalışmalarının çok tehlikeli sınıfta 2 yılda bir, tehlikeli sınıfta 4, az tehlikelide 6 yılda bir yenilenmesi gerekitği bilgisini verdi.

Ölümle Sonuçlanan Kazalar Fazla

Ahmet Ersoy, iş kazalarının yaklaşık yüzde 11’i yapı iş kolunda gerçekleşiyor ve bu kazaların yüzde 5’i de ölümle sonuçlandığını, iş kazası sonucu ölümlerin de yüzde 33’ü yapı iş kolunda meydana geldiğini belirtti. Ersoy şöyle konuştu:

“2008-2011 yılları arasında inşaat iş yeri sayısı, sigortalı iş yeri sayısı, ölümlü iş kazası sayıları değerleri mevcut. Sayıların oldukça yüksek olduğunu görebiliyoruz. 2008’de 297 iken, 2011 yılında 570 olmuş durumda. Tabii çok fazla sunumda zaten geçiyor ve bu artık bir klasik cümle haline geldi, ‘İnşaat sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü’ deniliyor. Türkiye ekonomik olarak ilerledikçe inşaat sektörü de ilerliyor ve inşaat sektörü ilerledikçe de ne yazık ki kazalar ilerliyor. Bunun tam tersine bir hareket olması lazım, kazaların azalması gerekiyor.”

Risk değerlendirmesi mantığını “bir iş olmadan, bir kaza olmadan önce onunla ilgili önlem almak.” şeklinde açıklayan Ahmet Ersoy, “Ama, önlem almaktan önce onları tespit etmek gerekiyor. Mutlaka riskleri analiz edeceğiz ve kontrol tedbirlerini tasarlamamız gerekiyor.” dedi. Ersoy, iş kazalarında görünmez maliyetlerin görünür maliyetlerin çok üstünde olduğunu kaydetti.

Ersoy, meslek hastalıkları konusunda bilgi verirken de “İnşaat sektöründe en sık karşılaşılan meslek hastalıkları: Gürültüye bağlı işitme kaybı, titreşime bağlı Beyaz Parmak Hastalığı, Karper Tünel Sendromu gibi gidiyor. Yani inşaat, sadece iş kazalarının olduğu, iş sağlığı ve güvenliği açısından iş kazalarının öne çıktığı bir saha değil, meslek hastalıkları da oldukça fazla ve çeşitli.” diye konuştu.

Katılımcıların ilgi ile takip ettiği Konferans soru cevap bölümü ile sona erdi.

                                                     



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH