KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

Türk müteahhitler dünyayı inşa ediyor

SEDA GÖK    
İNTES-Türkiye İnşaat Sanayiciler İşveren Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Celal Koloğlu, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin inşaat sektörünün gurur tablosu olarak yansıdığını belirterek, “Türk müteahhitlerimiz adeta Dünyayı inşa ediyorlar” dedi.
Türk müteahhitlik sektörünün artık bir marka haline geldiğine dikkat çeken Koloğlu, “Türk müteahhitlik sektörü, küresel boyutta yaşanan ekonomik krizin yanı sıra Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan siyasi krizlere rağmen başarılı işlere imza atmaya devam etmiştir. Türk inşaat firmaları, kazandıkları tecrübeyle dünya inşaat sektörüne yön veren aktörler haline gelmiştir. Sektörün elde ettiği bu başarılardan aldığı güç ve prestij ile Dünyadaki Pazar payını arttıracağına inanıyorum dedi. Koloğlu, inşaat sektörünün mevcut durumu, gelişimi, yaşadığı sorunlar ve yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

İnşaat sektörü açısından 2013 yılını rakamlarla değerlendirdiğimizde nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz? Anlatır mısınız?
Türkiye ekonomisi 2013 yılının üçüncü çeyreğindeki yüzde 4,4'lük büyümeyle üst üste tam 16 çeyrektir büyüme trendini devam ettirmiştir. Dünya genelinde yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa rağmen Türkiye’nin 2013 yılında tahminlerin de üzerinde büyüme trendi yakalaması ve bunu sürdürmesi gerçekten önemli bir başarıdır.
Dünya ekonomisindeki çalkantılardan elbette ki inşaat sektörü de ciddi şekilde etkilenmiştir. 2011 yılında sektördeki büyüme oranı yüzde 11,5 iken 2012 yılında bu oran yüzde 0,6’ya düşmüştür. Ancak, krizden çıkış yolu olarak gösterilen inşaat sektörü 2013 yılında, geçen yılki, ‘durgunluğunu’ aşarak yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde Türkiye ortalamasının üzerinde büyümüştür. TÜİK verilerine göre,  İnşaat Sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içerisindeki payı 9 aylık dönemde yüzde 5,8 olmuştur.
İlk çeyrekte beklentilerin üzerinde yüzde 5,9 büyüyen, ikinci çeyrekte yüzde 7,6, üçüncü çeyrekte ise yüzde 8,7 büyüyen inşaat sektörü dokuz aylık dönemde 7,4 oranında büyüme performansı sergilemiştir. 2013 yılı 12 aylık verileri henüz açıklanmadı ancak göstergeler inşaat sektörünün yılı yüzde 5’in üzerinde bir büyüme ile kapacağını ortaya koymaktadır.
Gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında dolaylı ve dolaysız yüzlerce alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörünün temsil ettiği alt sektörlerle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisinde payı yaklaşık yüzde 30’dur. Son beş yıl itibarıyla, sektörümüz yıllık bazda tek başına GSYH içinde yüzde 5 ila 6,5, toplam istihdamda ise yüzde 5 ila 7’lik bir paya sahiptir.   
Küresel ve bölgesel tüm olumsuzluklara rağmen ülkemizin yakaladığı büyüme trendinde sektörümüzün katkısı yadsınamaz. İnşaat sektörü büyüdükçe Türkiye’de büyümeye devam edecektir.

Geçen yıl başlatılan Kentsel Dönüşüm Projesi ve TOKİ Projeleri’nin sektöre yansımalarını değerlendirir misiniz? Özellikle zor dönemde konut yatırımlarına yönelik artış oranında azalmaya karşılık bu projeler sektör açısından kurtarıcı oldu diyebilir miyiz?
2013 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre belediyeler tarafından Yapı Ruhsatı verilen yapıların bina sayısı %13,4 artmıştır.  2012 yılının ilk dokuz ayında Yapı Ruhsatı verilen bina sayısı 73.494 iken, 2013 yılında 83,319 olmuştur. 2013 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre belediyeler tarafından Yapı Kullanma İzin Belgesi verilen bina sayısı ise %24,4 oranında artış göstermiştir. Türkiye genelinde 2013 yılı üçüncü döneminde 293 318 konut satış sonucu el değiştirmiştir.
2013 yılı büyüme rakamları göstergelerinde kentsel dönüşümün katkısının büyük olduğunu görüyoruz. Sonuçta 6 milyon konutluk bir proje olan kentsel dönüşüm çalışmaları bütün belirsizliklerine rağmen inşaat sektörünün tüm alt sektörlerine canlılık getirmiş, sektörümüzün geneline ivme katmıştır. Özellikle çimento, hazır beton ve tuğla gibi alt sektörlerde bu canlanmanın daha yoğun yaşandığını görüyoruz. Aynı şekilde KDV oranlarındaki değişiklik ve sert geçmeyen kış mevsimi de sektörün büyümesinde etkili olmuştur.

Şehirlerin Kentsel Dönüşüm çalışmalarında  “Tek Tip” inşaat uygulamalarına mahkûm edildiğine dair değerlendirmelere katılıyor musunuz? Bu alanda dikkat edilmesi gereken hususları anlatır mısınız?
Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesiyle ilgili Kanun, yani Kentsel Dönüşüm ülkenin geleceği ve inşaat sektörü için yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Afet riskinin azaltılması için bugüne kadar kapsamlı bir çalışma yapılması konusunda geç kalınmıştır. 16 milyon konutun ve bu konutlarda yaşayan insanın deprem riski altında olduğu göz önüne alındığında önlem açısından ne kadar geç kalındığını ortaya çıkarmaktadır. Hızlı şehirleşme, nüfus artışı, para kazanma hırsı, rant maalesef ülkemizde çarpık yapılaşmaya neden olmuştur.  Bu nedenle Kanun, Türkiye için bir milattır.  Çünkü, ülkemizin nitelikli, sağlam, dayanıklı, güvenilir konutlara, yapılara ihtiyacımız vardır. Türkiye'de afetlere hazırlık kapsamında en önemli önleyici tedbirin, mevcut yapı stokunun afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde "Yeniden yapılacak yapıların dayanıksız, işlevsiz işletme maliyeti yüksek yapılar olması yeni sorunların oluşmasına yol açabilir. Ayrıca, işin başında projesi fen ve sanat kurallarına uygun, çevre dostu binaların yapılması sağlanmalıdır.  Evet, “Kentsel Dönüşüm”de amaç, sağlam, nitelikli yapılara kavuşmaktır. Ancak, kent estetiği de en az nitelik kadar önem taşımaktadır. Şehircilikte “estetik ve kimlik” olmazsa olmaz koşul olmalıdır. Kentleri dönüştürürken ‘tek tip’, estetikten yoksun yapılar yerine, şehrin tarihi ve kültürel dokusuna uygun yapıların inşasının hayati bir konu olduğuna inanıyorum. Biz İNTES olarak bu konuda gereken uyarıları yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.
Geçmişten günümüze gelen, yüzyıllara meydan okumuş nice sağlam ve estetik yapıya sahibiz. Sadece Mimar Sinan’ın güzel eserlerine bakmak bile bizim millet olarak zenginliğimizi ortaya koymaktadır. Yüzlerce, binlerce yıl ayakta kalacak hem sağlam hem de estetik yapılar yapmalıyız. Atalarımız yapmış, biz de yapmalıyız! Kentsel dönüşümü güvenilir ve özgün kentler oluşturabilmek için bir fırsata dönüştürmeliyiz! Şehirlerimizi estetikten yoksun tek tip yapılara dönüştürmemeliyiz.
İNTES olarak her şehirde belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu ‘dış cephe komisyonları’ kurulmalı gerektiğini düşünüyoruz. Bu komisyonun onayından geçmeyen hiçbir yapıya izin verilmemelidir.
Şehirleri güzel ya da çirkin yapan yapıların dış cepheleridir. Binalar inşa edilirken, şehrin tarihi ve kültürel dokusuna uygun estetik dış cephelerin şehri güzelleştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’nin son dönemde konuştuğu önemli konu başlıklarından birisi İş Sağlığı ve Güvenliği… İnşaat sektörünün bu konudaki geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Anlatır mısınız?
İnşaat sektörü, maalesef dünyanın hemen her yerinde en çok ölümlü iş kazasının görüldüğü ve meslek hastalıklarına maruz kaldığı sektörlerin başında gelmektedir. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde görülen ölümlü iş kazalarında da inşaat sektörünün payı bir hayli yüksektir.  ABD’de işgücünün sadece %5’i inşaat sektöründe çalışmaktadır. Ancak, görülen iş kazası sonucu ölümlerin %15’i bu sektöre ait bulunmaktadır. Japonya’da ise işgücünün %10’u inşaat sektöründe çalışırken, görülen ölümlerin %42’si inşaat sektöründe görülmektedir.
Basından da hepimiz takip ediyoruz. İnşaat sektöründe sıklıkla iş kazası haberlerini okuyoruz. Türkiye genelinde yılda ortalama 76 bin 360 işçi iş kazası geçirirken, 1.700 işçi sürekli iş göremez duruma geliyor. Kazalarda 1.033 işçi ise yaşamını yitiriyor.
Bu tabloya, inşaat sektörü açısından baktığımızda durumun daha üzücü olduğunu görüyoruz. İnşaat sektörü, iş kazaları sayısı bakımından Türkiye’de iş kolları arasında, kaza sıklık oranı açısından da batılı ülkelerin inşaat sektörleri arasında ilk sırada yer almaktadır.
SGK verilerine göre, 2011 yılında tüm iş kollarında 69.227 kişi iş kazasına maruz kalmıştır. Bu kazalardan yüzde 11,2 yani 7.749’u inşaat sektöründe olmuştur. Tüm iş kazalarında ölümlü iş kazası sayısı ise 1.710 ve kazalardan 570’i maalesef sektörümüzde yaşanmıştır. İş kazalarının mali boyutu da büyüktür. Araştırmalara göre, rakam gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 4’üne tekabül etmektedir. Tabii rakamların telefi edemeyeceği bir husus vardır ki bu çok acı bir durumdur. Çünkü, bu yaşamını yitiren insanlarımızın aileleri, sevdikleri çocukları vardı. Bu nedenle İş Sağlığı ve Güvenliği konusu üzerinde hassasiyet ile durulması gerekli bir konudur.
Gelişmiş ülkelere bakıldığında, iş sağlığı ve güvenliğinin bağımsız bir bilim dalı haline geldiğini görüyoruz. Yasal mevzuat yapısı ve örgütlenmeleri ile bu konuda oldukça ileri bir noktadalardır. Ülkemizde rakamlar ürkütücü olsa da iş sağlığı ve güvenliği konusunda kültürün oluşmasında kamu ve özel sektör tarafında yoğun bir çaba olduğu gerçeği gözlerden kaçırılmamalıdır.  Çünkü iş sağlığı ve güvenliği konusunda yasal alt yapının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda yasal mevzuatta getirilen düzenlemeler önem arz etmektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanlar kanun kapsamına alınmaktadır. Kişinin bulunduğu işyerindeki çalışan sayısı ve işyeri türü Kanun’dan yararlanmasına engel olmayacaktır. Kanun, aynı zamanda çırak ve stajyerler için de geçerli olacaktır. Her çalışan, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanabilecektir. Bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacaktır.
Kanun ile İş Güvenliği Uzmanının tüm işletmeler bulundurulması, İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışan Temsilcisi, tüm işletmelerde İş Sağlığı ve Güvenliği kurullarının kurulması gibi düzenlemeler getirilmiştir.  Söz konusu düzenlemeler elbette ki önemlidir. Ancak, uygulamaya konulacak yasal mevzuat ülkemizde uygulanabilir olmalıdır. Batı ülkelerinde de durum böyle olmuştur. Ülkeler kendi iç dinamiklerini değerlendirerek yasal alt yapılarını oluşturmaktadırlar. Örneğin sayıları az olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanların artırılması için yasanın sendika ve bağlı kuruluşların eğitim vakıflarını kapsayacak şekilde değiştirilmesi önem arz etmektedir.
İş sağlığı ve güvenliğinin teknik alt yapı gerektirmesi nedeniyle önemli finansal kaynaklara da ihtiyaç vardır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yetersizlikleri göz önüne alınarak 6331 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşları hariç 10’dan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, “Bakanlar Kurulu, 10 kişiden az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir” diye belirtilmektedir.
Ancak, küçük ve orta ölçekli işletmeler, 10 kişiden az çalışanı bulunan işletmelerden ibaret değildir. 4857 sayılı Kanun’un 81. maddesi uyarınca iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri 50’den fazla işçi çalıştıran işletmeler için zorunluydu.  6331 sayılı Kanun ile mevcut 50 işçi sınırı kaldırılarak tüm işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunması zorunluluğu getirilmiştir.
Yeni mevzuat düzenlemeleri ile işverene, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki kurumsal, mali ve hukuki düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekeceği yükümlülükler getirilmiştir ve bu kapsamda işverenin iş sağlığı ve güvenliği maliyetinde artış olabilecektir.
Kanun’un çalışma hayatına olumlu etkileri olacağına şüphe yoktur. Biz İNTES olarak böyle bir Kanun’un hayata geçirilmiş olmasını çok önemsiyoruz. Konu hakkında işverenlerimizin bilinçlendirilmesi, Kanun ile oluşacak yeni düzenlemelerin anlatılması amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın yetkilileri ile seminerler düzenledik. Bakanlığın görüşlerini hazırladıkları bilgi notlarını üyelerimiz ile paylaştık.
Ancak, hazırlanan Kanun ne kadar iyi olursa olsun, Kanun’un amacına ulaşması ancak kamu-özel sektör; işçi, işveren tüm paydaşların bilinçlenmesi ile mümkündür. Biz bu konuda İNTES olarak çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam edeceğiz.

Türk firmalarımız yurtdışında büyük ve önemli projelere başarıyla imza atıyorlar. 2013 yılı sonu itibariyle rakamlarla bu alandaki durumumuza baktığımızda nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz.  2014 yılında yurtdışında Türk firmalarımızın üstleneceği projeler ve tutarı hakkında bilgi verir misiniz?
Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektörümüzün gurur tablosu olarak yansımaktadır. Türk müteahhitlerimiz adeta Dünyayı inşa ediyorlar. Enerjiden, sulama tesislerine; elektrik santrallerinden, boru hatlarına, demiryolları, limanlar, karayolları, havalimanında marka projeler; üst yapıda prestij binalar Türk firmalarının eserleri olarak yükseliyor.
Rusya’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Afrika’nın hemen tüm ülkelerinde Türk müteahhitlik sektörü artık bir marka haline geldi. Son açıklana rakamlar ile müteahhitlerimiz bu başarılarını kanıtlamışlardır.
Türkiye'ye ve Türk ekonomisine ciddi katkısı olan İnşaat Sanayicilerimiz, dünyanın her yerinde toplam 103 ülkede 274,1  milyar dolar değerinde 7.371 proje üstlenmiştir
Türk inşaat sektörünün yurt dışında 1972 yılından 2002 yılına kadar 30 yılda toplam 44 milyar dolarlık iş almıştır. Son 10 yılda alınan iş ise 220 milyar dolardır. Türk müteahhitlik sektörünün bugüne kadar almış olduğu işlerinin yüzde 80’i son 10 yılda alınan işlerdir.  Bu veriler, sektörün başarısının en önemli göstergesidir.
2004 yılında üstlenilen proje bedelinde ilk defa 10 milyon Dolar sınırını aşan Türk müteahhitlik sektörü dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik dalgalanmalara rağmen 2006 yılından beri ortalama 40 milyon Doların üzerinde bir performans sergilemektedir. 2012 yılına kadar bu seviyelerde kaldıktan sonra 2012 yılında ortalama 60 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılında, başta Türkmenistan’da üstlenilen projeler olmak üzere, üstlenilen büyük ölçekli projeler ile ortalama proje bedeli 83,8 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Güney Sudan ve Senegal, geçtiğimiz yıl Türk müteahhitlerince proje üstlenilen ülkeler arasında yer almıştır.
Rakamlardan anlaşılacağı gibi Türk Müteahhitlik Sektörü, küresel boyutta yaşanan ekonomik krizin yanı sıra Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan siyasi krizlere rağmen başarılı işlere imza atmaya devam etmiştir. Türk inşaat firmaları, kazandıkları tecrübeyle dünya inşaat sektörüne yön veren aktörler haline gelmiştir.  Sektörün elde ettiği bu başarılardan aldığı güç ve prestij ile Dünyadaki Pazar payını arttıracağına inanıyorum.

İNTES bünyesinde de gençlerin önderlik ettiği İNTES Genç Ekibi var. Bu ekip geçtiğimiz yıllarda özellikle Hindistan pazarına odaklanmıştı. Gençler size hangi proje önerileriyle geliyor? Önümüzdeki dönemde Türk müteahhitlerin rotasında hangi ülkeler olacak?
Türk inşaat sektörü olarak bugün dünyanın birçok ülkesinde, haritada yerini bulmakta zorlandığımız ülkelerde iş yapıyoruz. Yurt dışında iş yapan müteahhitlik firmalarımız artık tecrübelerini çok rafine bir şekilde kullanacak yapıya kavuştular. Sendikamız üyeleri gibi yurt dışında önemli işlere imza atan firmalarımız hem pazar araştırmayı çok iyi biliyorlar hem de bu pazarlarda kalıcı oluyorlar. Ancak, yurtdışındaki başarının asıl sırrının ‘geçmiş performansları ve marka olabilmeleri’ diye tanımlayabiliriz. Çünkü dünya artık biliyor ki, Türk müteahhitlerinin yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. Bu bağlamda,  önemli sorunlarda Hükümetle işbirliği içinde çözüm aramayı da unutmamak gerekiyor. Her Pazar, kendine göre fırsatları ve tehditleri barındırıyor. Bunları bir bütün içinde ele alabilmek ve gerektiğinde, Hükümetin devreye girmesi
ise yurt dışı müteahhitlik sektörünün en önemli gücünü oluşturuyor. Türk firmalarının bundan sonraki en önemli hedefleri, uzak- yakın demeden gelişmiş ve gelişmekte olan tüm pazarlarda var olmak, var olmakla kalmayıp, rakiplerini geride bırakıp, şampiyonluğu ele geçirmektir. Yurt dışı Müteahhitlik Hizmetlerinde mevcut Pazar alanlarımızda kalıcı olunması hedeflerinin yanı sıra mevcut  pazarların geliştirilmesi için çalışmalar yürütülmektedir.
Bu amaçla Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Sektörüne İlişkin Vizyon hedefleri kapsamında Ekonomi Bakanlığı tarafından Kuzey ve Orta Afrika: (Cezayir, Nijerya, Sudan) Ortadoğu: Irak, Lübnan, Körfez ülkeleri Orta Asya: Hindistan, BDT: Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan, Doğu Avrupa: Kosova, Balkan ülkeleri, Çin, Gelişmiş ülkeleri: ABD, Hidrokarbon üreten ülkeler, Uzun vadede ise Uzakdoğu ve Güney Amerika ülkeleri hedef olarak belirlemiştir.
Sendikamız bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İNTES Genç Yöneticiler grubu da Hedef Pazarlara yönelik ziyaretler düzenlemektedirler. Bu kapsamda bugüne kadar tüm Balkan ülkeleri, Hindistan, Polonya ve Umman’a Ekonomi Bakanlığı himayesinde düzenlen teknik müteahhitlik geziler düzenlemişlerdir. Bu gezilerde ülkelerin yatırımcı kuruluşların üst düzey yetkilileri, ticaret odaları, inşaat sektörü ile ilgili sivil toplum kuruluşları ve ilgili ülkenin inşaat sektörünü temsil eden firmalar ile görüşmektedirler. Ziyaret edilen ülkenin iş üstlenme koşulları ve yeni projeleri hakkında bilgi alarak Pazara giriş için ön araştırma yapma imkanına sahip olmaktadırlar.
Pazar araştırma gezileri ikili ilişkilerin kurulması ve ülke koşulları hakkında yerinde görerek bilgi edinilmesi açısından oldukça faydalı olmaktadır. Bu konuda Ekonomi Bakanlığımız ve Bakanlığımızın dünyanın dört bir yanına dağılan Ticaret Müşavir ve ataşeleri sektörümüze çok önemli destek olmaktadır. İNTES Genç Yöneticiler Grubu Ekonomi Bakanlığımızın belirlediği Hedef Pazar gezilerini sürdüreceklerdir.

Dünya ve Türkiye’deki gelişmelere paralel olarak 2014 yılında sektör açısından nasıl bir dönem öngörüyorsunuz? Bu sürece ilişkin sektörünüze yönelik tavsiyeleriniz neler olacak?
Yerel seçimlerin yapılacağı 2014 yılı, gerek genel ekonomi gerekse sektörümüz açısından önemli bir yıl olacaktır. Yılın ilk çeyreğinde yerel seçimlere odaklanılacağı düşünüldüğünde Türkiye ekonomisi cari açık riskiyle karşı karşıya kalabilme olasılığı yüksektir. wwİçinde yer aldığımız coğrafyadaki siyasi istikrarsızlık da ülkemiz için bazı riskler taşımaktadır. Dolayısıyla 2014 yılını iyi analiz etmemiz ve hesaplarımızı buna göre yapmamız gerekiyor.
Bütün bu gelişmelerle birlikte Türkiye ekonomisindeki büyümenin 2014 yılının ilk çeyreğinde yavaşlayacağını söylemek kehanet olmaz. Ancak, Türkiye büyük bir ülkedir. 11 yıldır istikrarlı şekilde yoluna devam etmektedir. Türkiye istikrar ve kalkınma yolunda kararlı ve büyük adımlar atmıştır. Geldiğimiz bu nokta çok önemlidir. 2008’deki dünya krizinden Türkiye güçlü olduğunu ispat etmiştir. Şimdi de bu konuları aşacağımıza inanıyorum.

Türkiye’de 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmayı hedefliyor. Bugün ki koşulları da göz önünde bulundurduğumuzda inşaat sektörü bu hedefin ne kadarlık bölümünü üstlenecek? Sektörünüze ilişkin belirlenen 2023 hedefleri neler?  
Türkiye, 2012 yılında 152.5 milyar dolar mal, 43.2 milyar dolar hizmet ihracatıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 195.7 milyar dolar ihracat geliri elde etmiştir. 2013 yılı sonu itibariyle mal ve hizmet ihracatımız 200 milyar doları bulmuştur.
Şu anda dünyada hizmet ihracatını en çok artıran ülkelerden biriyiz. Hizmet gelirlerimizin büyük bir kısmını turizm ve taşımacılık oluşturmak ile birlikte müteahhitlik sektörümüz ödemeler dengesi içerisinde, sadece inşaat kalemi altında değil, lojistik, işçi gelirleri ve mal ihracatı kalemleri altında da ciddi gelir kaynakları yaratmakta, lojistikten ihracata pek çok alt sektörün de yurt dışına açılımına yardımcı olmaktadır.
Bu kapsamda Türk yurt dışı müteahhitlik sektörü yurt dışında her yıl, ülkemizin yıllık mal ihracatının ortalama %20’si büyüklüğünde proje üstlenmektedir.
Cumhuriyet’in 100. yılında 500 milyar dolar değerinde ihracat ve  150 milyar dolar hizmet ihracatı ile önemli ekonomik hedeflere ulaşılması beklenmektedir.
Bu büyüme hedefi, ancak inşaat sektörüne yapılacak yatırımlar ile gerçekleştirilebilecektir. Bunun için öncelikle sektörün GSYH büyümesindeki katkısının yükseltmesi gerektirmektedir. Bu nedenle Türkiye’de HYPERLINK "http://www.milliyet.com.tr/index/ozel%20sektor" "_blank"özel sektör ve kamu sektörü tarafından gerçekleştirilen toplam sabit yatırımların her yıl reel olarak en az yüzde 15 artması gerekirken, inşaat sektörü yatırımlarının da en az yüzde 20’lik bir artış yakalaması gerekmektedir.
2023 yılında yurt dışında firmalarımızın kurumsallaşması, ARGE faaliyetlerine daha fazla pay ayrılması, yeni teknolojileri ön plana çıkartan projeler geliştirilmesi, böylece yurt dışında gelişmiş ülke pazarlarına da girilebilmesi hedeflenmektedir.

Haber Kaynağı için tıklayınız.

 



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH