KATEGORİLER

Meslek Standartları ve Ulusal YeterliliklerBasında İNTES ve İNTESMYM

 

 


 

 

168. Geleneksel Toplantı..

İNTES’in 168. Geleneksel Toplantısı yapıldı…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik : Bazı teşvik uygulamaları getireceğiz.

Koloğlu: İNTES MYM yılda 500 bin kişiye kadar sınav yapabilecek yer kapasitesine sahip.

“Çalışma Hayatındaki Son Gelişmeler” konulu toplantıda Yol-İş Başkanı Ağar da konuşma yaptı.

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikasının (İNTES) geleneksel toplantısı 23 Eylül 2014 Salı akşamı Ankara Swiss Otel’de yapıldı. YOL-İŞ’in ev sahipliğinde gerçekleşen “Çalışma Hayatındaki Son Gelişmeler” konulu toplantının onur konuğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik oldu.

Bakanı Çelik, İNTES ile Yol-İş Sendikası’nın ortaklaşa düzenlediği 168. Geleneksel Toplantıda yaptığı konuşmada, iş kazalarıyla ilgili, "Hassasiyet ve farkındalığı oluşmuş işadamı ile oluşmamış işadamı arasında fark olması gerekiyor. Dolayısıyla bazı teşvik uygulamaları getireceğiz" dedi.

Bakan Çelik, Soma faciası ve asansör kazasına değindi, ''Karşımıza çıkan tablo, Türkiye’de iş kazaları devam ediyor. Bu kazaların devam ettiği, bu fotoğrafların gazetelerin manşetlerini süslediği bir ülke, kalkınmış bir ülke olamaz. Kimseyi inandıramazsınız. Bundan çıkmamız gerekiyor'' diye konuştu.

Çelik, Türkiye'nin ve çalışma hayatının yoğun bir gündemi olduğunu belirterek, bölgedeki olaylar, küresel ekonomideki durağanlığa rağmen, Türkiye'nin başarılarına başarı kattığını söyledi.

Türkiye'de 2002 yılından bu yana, İş Kanunu'ndan Sosyal Güvenlik Reformuna, genel sağlık sigortası düzenlemesinden, istihdam üzerindeki yükleri azaltan pakete kadar, çalışma hayatında çok önemli adımlar atıldığını anlatan Çelik, çalışma hayatındaki örgütlenmenin önemine değindi.

 Tahripkar sendikacılığın modası geçti

Türkiye'nin ücret sendikacılığını, tahripkar sendikacılık anlayışını mutlak suretle artık geride bırakması gerektiğini vurgulayan Çelik, işçiyle işvereni artık birbirinden ayırmak mümkün olmadığını uzlaşmaya, diyaloğa dayalı bir sendikacılık anlayışının, yalnız ücreti değil, ücretin yanında başka hakları da konuşabilen bir sendikacılık anlayışının mutlaka oturması gerektiğini ifade etti.

Asgari ücretin bir koruma ücreti olduğunu, geçim ücreti olmadığını ifade eden Çelik, asgari ücreti bir geçim ücretine dönüştürme anlayışı kabul edilebilir bir anlayış olmadığının altını çizdi.

İşçisiyle işvereniyle, yargısıyla idaresiyle çalışma hayatının son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, ''Burada alınacak olan kararlar, oluşacak kanaatler bizi geleceği taşımak durumundadır'' ifadelerine yer verdi.

Müteahhitlikte destan yazıldı

AB standartlarında bir İş Sağlığı Güvenliği Yasası çıkardıklarını anlatan Çelik, kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkını getirdiklerini söyledi. 

Yabancıların çalışma izinleriyle ilgili bir düzenlemeyi tamamladıkları konusunu da aktaran Çelik,  özellikle iş sağlığı güvenliği ve çalışma hayatındaki sıkıntılarla ilgili belirlediğimiz bazı önemli ve temel konuları, yabancıların çalışma  izinleri yasasıyla birlikte kısa zaman içerisinde parlamentoya taşınacağını aktardı.

Türkiye'nin çalışma hayatındaki önemli düzenlemeleri yasalaştırdıklarını, bu dönem içerisinde Türkiye'nin her alanda 3–4 kat büyüdüğünü anlatan Çelik, müteahhitlik alanında destan yazıldığını, istihdam konusundaki başarılara bütün ülkelerin gıpta ile baktığını kaydetti. Bütün bunların istikrar ve güven ortamında olduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

''Türkiye'nin büyümesi, gelişmesi güzel şeyler. Çalışma hayatında ve sosyal güvenlikte  önemli reformlar gerçekleşiyor. Çok güzel ama diğer taraftan başarılarımıza adeta bir sünger çeken Soma olayı ve asansör faciası karşısında dilimizin tutulduğunu, söylenecek bir şey kalmadığını ve bu kadar önemli başarılar ve  gelişmelere sahne olan Türkiye'ye yakışmayan görüntüler olduğunu bir kez daha burada belirtmek istiyorum. Büyüyelim mi? Büyüyelim tabi ama önlemlerle büyüyelim. Takdir Allah'tan efendim ama tedbir insandan. Tedbiri alacaksınız, tedbir almadan takdire havale etmek kolaylığına kaçma lüksümüz olamaz. Bizim görevimiz gerekli önlemleri almaktır. Ondan sonra takdir neyse zaten olacak.''

“İnsanı merkez aldık”

Hiçbir maddi kazancın insan hayatından daha değerli olmadığını vurgulayan Çelik, kendilerinin insanı merkezi alan, merkeze oturtan programlar yaptıklarını, ancak yaşanan olaylara bakıldığında bazı alanlarda bunun gerçekleşmemesinin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade etti.

2012 yılında İş Sağlığı Güvenliği Yasası'nın yürürlüğe girdiğini hatırlatan Çelik, son dönemde medyada sıkça söz edilen 167 ve 176 sayılı İLO sözleşmelerinin Bakanlar Kurulu olarak imzalarının tamamlandığını, Ekim ayıyla birlikte Meclise geleceğini söyledi.

Kalkınmış ülke olmanın kıstası

İş sağlığı ve güvenliği konusunda yasanın gerekli mevzuat düzenlemelerinin olduğunu, her türlü önlemlerin alındığını anlatan Çelik, maden faciasının meydana geldiği yerde yasayla iş güvenliği uzmanları ve Maden Kanunu'na göre, maden mühendisini bulundurmayı getirdiklerini ifade ederek  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yapı denetim firmasından, makine mühendisleri odası, Sanayi Bakanlığına kadar işin her alanında sorumlular olduğunu,  ancak karşımıza çıkan tabloda kazaya baktığımızda, bu kazaların devam ettiğini aktararak “Türkiye'de. bu kazaların devam ettiği, bu fotoğrafların gazetelerin manşetlerini süslediği bir ülke, kalkınmış bir ülke olamaz. Kimseyi inandıramazsınız. Bundan çıkmamız gerekiyor. Eksiklik nerede? Eksiklik, az önce başkanlarım konuşuyorlar. Efendim yahu bir günah keçisi aranıyorsa buyurun Çalışma Bakanlığı. Hiç mahsuru yok, ben bundan gocunmam. Ben işimi en iyi şekilde yapmanın mücadelesini veriyorum. Eksiğini gediği bırakmama konusunda gecemizi gündüzümü harcıyoruz. Fakat sen kömürde 1,5 milyon ton üretecekken, eğer yılda 3 milyon ton üretirsen, hesabı vereceksin. Yok böyle bir şey, böyle yağma yok. Sen asansörü kurup, binayı kat kat yükseltiyorsan, eyvallah, eline sağlık, yüreğine sağlık. Binalar yüksek, ülkemiz de yükselsin ama bunu yükseltirken, asansörü yükseltirken 50 liralık durdurucuyu takamıyorsan, yapmasan daha iyi inşaatı.'' dedi.

Bir çok kesimin sorumluluğu bulunduğunu, ancak farkındalığı olmadığını belirten Çelik, herkesin sorumlulukları belli ama maalesef farkındalığın olmamasının getirdiği bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun altını çizdi.

Kendilerinin farkındalığı oluşturmak için işverenlerin önünü açacaklarını anlatan Çelik, cezanın da müfettişin de yasanın amacının da  farkındalığı oluşturmak olduğunu söyleyerek. iş sağlığı güvenliği konusunun sadece bir kanuni, yasal bir konu değil, insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunun bilinmesi gerektiğine işaret etti.

İş sağlığı güvenliği öncelikli

Çelik, ''Vicdan mı, cüzdan mı? Mal mı, Can mı? Böyle mukayeseleri doğru bulmuyorum. Tabii ki can. Tabii ki önce vicdan. Bu konuları da tartışma, mukayese konusu şeklinde ele almanın doğru olmayacağını düşünüyorum'' dedi.

İş sağlığı güvenliğine harcanan her kuruşun işyerinin itibarını artıracağını, aynı zamanda çalışanların istikbaline de yatırım olacağını ifade eden Çelik, güvenli bir ortamda hem işçinin hem de işverenin kazanacağını söyledi.

İşverenlerin mevzuatın gerekli kıldığı tedbirleri almakla, çalışanların ise tedbirlere harfiyen uymakla yükümlü olduğuna dikkati çeken Çelik, ''Şimdi bu önümüzdeki düzenlemelerde ceza geliyor ama teşvik  de getiriyoruz. Bu konuda hassasiyet ve farkındalığı oluşmuş işadamı ile oluşmamış işadamı arasında fark olması gerekiyor. Dolayısıyla bazı teşvik uygulamalarını  önümüzdeki düzenlemeyle getireceğiz'' dedi.

TES: “Sosyal Diyaloğun önemli bir örneğidir”

İNTES Başkanı Celal Koloğlu, toplantının açılışında yaptığı konuşmaya, YOL-İŞ Sendikasına toplantının ev sahipliğini üstlenmelerinden dolayı teşekkür ederek başladı.  İNTES ile Yol-İş Sendikası arasında gerçekleştirilen çalışmaların örnek teşkil edecek düzeyde olduğunu belirten Koloğlu, “Bu örnek sosyal diyalogun en önemli kanıtı, Türkiye Eğitim Şantiyesi’dir.” dedi.  

Türkiye Eğitim Şantiyesi’nin 2003 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından temelinin atıldığını ve açılışın da 2004 yılında yine onun tarafından yapıldığını belirten Koloğlu, sektörün tüm meslek gruplarında eğitim ve sınavların yapılabildiği TES’in şu anda ayda 10.000 kişi, yılda 120.000 kişiye kadar sınav yapabilme kapasitesine sahip Türkiye’nin örnek tesisi olduğunu söyledi. Koloğlu, “İNTES MYM yılda 500 bin kişiye kadar sınav yapabilecek yer kapasitesine sahiptir.”dedi.

Son dönemde birbiri ardına yaşanan iş kazalarından büyük üzüntü duyduklarını kaydeden Koloğlu, “Umarız ki bu tür kazalar, böylesi büyük olayların yaşanmaması için uyarı niteliği taşır. Herkes gereken dersi alır.” diye konuştu.

İş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’nin önem vermesi gereken konuların başında geldiğini, inşaat sektörünün, dünyanın hemen her yerinde en çok ölümlü iş kazasının görüldüğü sektör olduğunu vurgulayan Koloğlu, iş kazalarının azaltılması için toplumsal bilincin yaygınlaşmasının gerektiğini söyledi. Koloğlu, bu amaçla İNTES, Bakanlık ve YOL-İŞ Sendikası ile ülke genelinde Güvenliği İnşa Edelim kampanyasını gerçekleştirildiğini belirterek “ Sayın Çelik’in liderliği ve Bakanlığımızın teknik koordinasyonunda yeni etkinliklere ve çalışmalara hazır olduğumuzu belirtmek isterim.” dedi.

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusuyla ilgili yasal alt yapının yeterli olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik’in gayretlerini takdirle karşıladıklarını, mevzuatta getirilen düzenlemelerin işyerlerinde barışçıl, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamını tesis edecek düzeyde olduğunu belirten Koloğlu, “En önemli gelişmelerden birisi Bakanlığımızın cezalandırmak yerine iletişimi, işbirliği ve diyaloğu yani çalışma barışı tesis edecek bir yaklaşımı esas almasıdır. Artık denetimler sadece denetim olmaktan çıkmış, işyerini, işçiyi ve işvereni eğitim noktasına getirecek düzeye gelmiştir.”dedi.  

Ülkemizde genç nüfusa paralel, genç istihdam oranının yoğun olduğunu, Y kuşağı olarak anılan en büyüğü 33 yaş grubuna kadar olan bu nesil özgürlüklerine düşkün olduklarını, en yaşlısı 48 yaş grubuna kadar olan X kuşağı çalışma motivasyonun ve disiplininin yüksek olduğunu anlatan Koloğlu, “Ramak kala kavramı tecrübe ile paralel olup,  iş sağlığı ve güvenliğinde çok önemlidir. Bu deneyimi yaşayanların başına iş kazası gelme olasılığı da azalır.” dedi. 

Mesleki yeterlilikler sistemi

Çalışma hayatındaki sorunların çözümünde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Koloğlu, artık ülkede yetkin ve mesleki yeterlilik belgeli işgücünden söz edildiğini söyledi. Koloğlu, mesleki yeterlilik belgeli usta çalıştırılması zorunluluğuna doğru gidildiğini,  kanunların, mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağına hükmettikleri aktararak yakın zamanda hiçbir işçinin belgesiz çalıştırılamayacağı bir döneme girileceğini vurguladı. 2015 yılından itibaren sahada yeterliliği tespit edilmemiş ve belgesiz hiçbir işçi kalmayacağını ifade eden Koloğlu, bu sürecin işleyişinin teminatı olarak Mesleki Yeterlilik Kurumunun faaliyetlerine hızla devam ettiğini ifade ederek “Mesleki yeterlilik sistemi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar mesleki yeterlilik belgeleri ile taçlandırılmalıdır.” dedi.

İşçilerin eğitiminin önemi

İnşaat işçilerinin eğitimi, belgelendirilmesi ve bilinç düzeylerinin artırılmasının İNTES’in asli görevi olduğunu, deprem kuşağında olan Türkiye’de güvenli yapıların inşa edilmesinde bilinçli ve ehil işgücünün öneminin arttığını belirten Koloğlu, “Türk müteahhidi, Tük Mühendisi, Türk Müşaviri ve belgeli Türk İşçisi ile ülkemizde ve dünyada üstlenemeyeceğimiz iş yoktur.” diyerek  İNTES olarak inşaat sektöründe 47 meslekte meslek standardı ve 24 meslekte ulusal yeterlilik çalışmalarının tamamlandığını, bunu inşaat sektörü adına devletten hiçbir maddi destek beklemeden kendi mali imkanları ile yapıldığını aktararak 21 meslekte ulusal yeterlilik, 5 meslekte ise meslek standardı hazırlık çalışmalarının devam ettiğini, 6 ay içinde tüm bu mesleklerde çalımların tamamlanmış olacağı bilgisini vererek bir mesleğin standardını oluştururken ve yeterliliklerini hazırlarken öncelikli olan, İş Sağlığı ve Güvenliğini sağlamak ve iş kazalarını önleme konusuna vurgu yaptı.

İNTES MYM’nin işlevi

İNTES’in inşaat sektöründe belgelendirme amacına hizmet vermek üzere 2010 yılında İNTES Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezini kurduğunu, bu kuruluşun inşaat sektöründe ‘Mesleki Yeterlilik Belgesi’ veren ilk yetkili kurum olduğunu anlatan Başkan Koloğlu, “İNTES MYM 05 Ocak 2012 tarihinde TÜRKAK tarafından, 19 Ocak 2012 tarihinde ise Mesleki Yeterlilik Kurumu’nca sınav ve belgelendirme yapmak üzere yetkilendirildiğini ve yürütülen çalışmalar sonucunda “İNTES MYM’nin 18 meslekte akredite olan bir kurum haline geldiğini ifade etti.

Koloğlu Türkiye Eğitim Şantiyesi ile on yılda çok önemli tecrübeler edinildiğini aktararak deneyimli ve alanında uzman kadroların Türkiye’nin ve dünyanın her köşesinde sınav yapma kabiliyetine sahip bulunduğunu belirtti. İNTES MYM için şantiyenin bulunduğu her yerin bir sınav merkezi olduğunu belirten Koloğlu, Türkiye Eğitim Şantiyesi’nin yanı sıra bir yılda; Adana ve Mersin’de 30.000, Adapazarı ve Sakarya’da 30.000, İstanbul (Gebze) ve Bolu’da 75.000, Sivas, Kahramanmaraş ve Ağrı’da 25.000 kişiye sınav ve belgelendirme yapabilecek sürekli sınav merkezlerimiz mevcut olduğunu, İstanbul, Elazığ, Malatya, Erzurum, Trabzon, Diyarbakır gibi ilerimizdeki şantiyeler ve yurt dışındaki şantiyelerimizin de geçici sınav merkezi olarak kullanılabildiğini anlattı ve  “Netice itibari ile İNTES MYM yılda toplam 500.000 kişiye kadar sınav yapabilecek yer kapasitesine sahiptir.” dedi.

Koloğlu konuya ilişkin sözlerine şöyle devam etti. “Bu sistem desteklenir ise hizmete hazırız. İNTES MYM olarak kısa vadede inşaat sektöründe yoğun olarak talep gören tüm mesleklerde akredite belge vermeyi hedefliyoruz.” dedi.  

Koloğlu sistemin sürdürülebilirliği ve kalitesi için Mesleki Yeterlilik Belgesi vermek üzere yetkilendirilecek ve akredite edilecek kuruluşların belirli seviyelerdeki kuruluşlardan seçilmesi ve bu kuruluşların sıkı denetimlere tabii tutulması gerekmekte olduğuna vurgu yaparakGerek TÜRKAK ve gerekse MYK yetkilileri çalışmalarımızı en ince ayrıntılarına kadar inceliyorlar ve varsa eksikliklerimizi tespit ediyorlar. Merdiven altı eğitimlerin ardından gelecek tehlikelere ve merdiven altı belgelendirmeye engel olunmalıdır. Mesleki Yeterlilik Sistemi devlet, işçi, işveren tüm tarafların sosyal sorumluluğudur.” dedi.

İNTES üyelerinin kayıtlı işverenler olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde teşvik edici uygulamalar yapılmasının etkili olacağını belirten Başkan Koloğlu, her yıl vergi rekortmenleri sıralaması açıklandığı gibi, en fazla sigorta primi ödeyen işverenlerin isimlerinin kamuoyuna açıklanması ve ödüllendirilmesi önerisinde bulundu.  Koloğlu, “Diğer yandan, sıfır iş kazası olan işletmeler için özel teşvikler getirilmesinin bu konudaki disiplini artıracağını düşünmekteyiz.” dedi. 

Ağar “TES’in gelişmiş pek çok ülkede bile örneği yoktur”

Yol-İş Başkanı Ramazan Ağar, toplantıda yaptığı konuşmaya İNTES'in işbirliğinde kurulan Türkiye Eğitim Şantiyesi’nin önemini belirtmesinden dolayı Koloğlu’na teşekkür ederek başladı, “Türkiye Eğitim Şantiyesi işçi ve işveren kuruluşları arasındaki sosyal ortaklığın çok güzel bir örneğini oluşturmaktadır.”dedi.

TES’in gelişmiş pek çok ülkede dahi örneği bulunmayan bir mesleki eğitim kurumu olduğunu belirten Ağar, inşaat sektöründe üretimin vazgeçilmez bir parçası olan işgücünün eğitimine desteğin YOL-İŞ açısından bir övünç kaynağı olduğunu söyledi.

Ağar, şöyle konuştu:

“Sendikamız uzun yıllardır Türkiye'nin önde gelen İNTES'e bağlı özel sektör inşaat işyerlerinde de örgütlenmiştir. YOL-İŞ bu firmalarla ve genellikle de üyesi oldukları İNTES ile 40 yıldır toplu sözleşmeler bağıtlamış, üretim süreçlerinin iş barışı içinde en iyi şekilde sonuçlandırılmasına katkı sağlamıştır. Sendikamız faaliyetini sürdürdüğü geçmiş elli yılda olduğu gibi, bugün de giderek geliştirdiği bu bilinçle hareket etmekte, örgütlendiği işyerlerinde taraf olmanın ötesinde kendisini üretim sürecinin bir parçası ve ortağı olarak görmekte, sosyal diyalogu işyerlerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ilk ve asıl araç olarak benimsemektedir. YOL-İŞ hiçbir zaman işveren olmazsa işyerinin ve istihdamın diğer deyişle işçinin olmayacağını göz ardı etmemiştir.” dedi.  

İnşaat sektörü, iş kazalarının en çok yaşandığı sektörlerden üçüncüsü olduğunu Aktaran Ağar,  ölümlü iş kazalarında sektörün ilk sırada yer aldığını, her gün inşaat işyerlerinde meydana gelen iş kazalarında 2-3 işçinin yaşamını yitirdiğini aktararak “Soma’da, İstanbul’da ve duyulmayan başka yerlerde meydana gelen iş kazalarında yaşamlarını yitiren işçi kardeşlerime Allahtan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.” dedi.

Bakan Çelik’e teşekkür

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin korunmasına ilişkin yasal alt yapının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca en iyi şekilde, hem ülke koşullarına, hem de Avrupa Birliği müktesebatına uygun şekilde yeniden düzenlendiğini belirterek Bakan Çelik’e teşekkür eden Ağar, şunları söyledi:

“İşçilerde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulmasında takdir edersiniz ki, işçi sendikalarına büyük görevler düşmektedir. İncelendiğinde görüleceği üzere işçilerin örgütlü oldukları işyerlerinde iş kazaları çok daha az görülmektedir. Zira, işçilerin eğitilmesi sendikaların başlıca görevleri arasındadır. YOL-İŞ Sendikası da bu bilinçle hareket etmektedir. Örgütlü olduğu işyerlerinde yapılan işler ağır ve tehlikeli olmasına karşın iş kazası oranları düşüktür. Bu nedenle örgütlendiğimiz inşaat işyerlerinde işverenlerimizin Sendikamızı taraf değil, bir çözüm ortağı olarak görmelerini bekliyor ve diliyoruz.”

Sendikal örgütlenmenin önünü açmaya yönelik çalışmalarınızdan dolayı da Bakan Çelik’e teşekkür eden Ağar, YOL-İŞ’in taşeronlaşmaya karşı mücadele verdiğini belirterek şunları söyledi:

“Sendikamız son beş yılda özellikle kamu sektöründeki taşeronlaşmaya karşı önemli bir mücadele vermiş, Karayolları Genel Müdürlüğü'nde uzun yıllardır aracı firmalardan temin suretiyle istihdam olunan üyelerimizin aslında bu şekilde çalışmaya başladıkları ilk günden itibaren idarenin işçisi olduğunu yargı kararıyla tespit ettirmiştir.  Bu şekilde bir mücadelede yer almamızın amacı anılan kapsamda çalıştırılan iş gücünün sürekli işçi kadrolarında güvenceli bir şekilde istihdamını sağlamak ve taşeronluk sisteminin birlikte sorumluluk nedeniyle kamuya getirdiği görünmez yükü ortadan kaldırmak, diğer deyişle işçiyi olduğu kadar kamuyu da korumaktır.  Bu nedenledir ki, adına dava açtığımız üyelerimiz karayollarında çalışmaya başladıkları ilk günden beri, idarenin işçisi sayılmalarından dolayı lehlerine doğan alacak haklarından, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmelerinin sağlanması kaydıyla feragat etmeye hazırdır.”

İşverenlere yönelik çağrı

Yol-iş Başkanı Ramazan Ağar, işverenlere yönelik çağrı yaparken de şunları söyledi:

“Buradan inşaat işverenlerine sesleniyorum; gelin bizleri işyerlerinizde sorun üreten bir taraf olarak değil, çözüm ortağı olarak görünüz. Geçmiş dönemde kötü örneklerden kaynaklanan yanlış algıları ortadan kaldırıp, iş gücünün güvenli ve güvenceli bir biçimde istihdamı için olduğu kadar, üretimde verimliliğin artırılması için sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kalkmasına yardımcı olunuz. Gelin güçlü bir Türkiye’nin inşası için, işyerlerinde sendikalaşmanın önünü açarak sosyal ortaklığımızı güçlendirelim.”

Toplantı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve YOL-İŞ Genel Başkanı Ramazan Ağar  adına Orman ve Su İşleri Bakanlığı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol Seferberliği Kampanyası kapsamında fidan dikilmesi için yapılan bağışa ilişkin sertifikaların sunulması ile sona erdi.

 



Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Bize Ulaşın | İNTES

© İNTES, 2009 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
4. Cadde 719'uncu Sokak No: 3 Yıldız/Çankaya-ANKARA
T : 0 312 441 43 50
F : 0 312 441 36 43
YBH